29 Eylül 2012 Cumartesi

Top



 Tanıtımdan sonra stadın hemen yanındaki Gs Store'a girdiğimizde, yeni ürünler arasında en çok dikkatimi çeken, beyaz formamızdaki tasarımın uygulandığı ufak top oldu. Önemsiz gibi görünebilir, ki bu topları zaten pek alan-eden olmaz. Ama bu kez önemli. Çünkü topta, giyilen formalardan biriyle aynı tasarım anlayışı uygulanarak, bir bütünlük sağlanıyor. Ayrıca yıllar sonra bile bu sayede o topun, hangi sezona ait olduğunu hatırlayabilirsiniz. Bu da bir hatıra eşyası olarak topu önemli kılar. 


Bu top-forma özdeşliğini yıllardır Barcelona'da görüyoruz mesela. Ne zaman başladığını bilmiyorum ama, en az 6-7 sezondur bunu yapıyorlar. Hem iç saha, hem de deplasman formaları için. Hoş şeyler gerçekten. Bu sezonkini aşağıdaki fotoda görebiliyoruz. Birebir.


Sarı-kırmızı da var(dı) fakat, onu damalı gibi yapmışlar. 

23 Eylül 2012 Pazar

OLMASI GEREKEN BU


Bugün Galatasaray sezon başı tanıtılan ve TFF katalogunda iç saha forması olarak gözüken, parçalı altına beyaz şort, kırmızı çorap kombinasyonunu giydi. Nihayet... Lig başlayalı 5 hafta oldu, 3 kez Ali Sami Yen'e çıkıyor takım, sonunda doğru kombinasyonu giyebildik.

Galatasaray'dan ziyade Akhisar Belediyespor'u tebrik etmek lazım esasında. Çünkü TFF katalogunda bulunmayan bir kombinasyon giydiler ve biz bu sayede gerçek kombinasyonumuz ile sahaya çıkabildik. Normalde Akhisar'ın beyaz forması TFF katalogunda sadece beyaz şort, beyaz çoraplı olarak gözüküyor. Bunu kasıtlı mı yaptılar bilmiyorum. Maçtan önce konuştu mu iki taraf veya Akhisar kendisi mi akıl etti -ki bu muazzam bir gelişme olurdu- bunu bilemeyiz herhalde biri çıkıp söylemezse. Ancak ilk defa, EPL maçı öncesi takımların sahaya çıkışlarını izlerkenki hislere kapıldım bizimkiler (biz ve Akhisar) sahaya çıkarken. Çünkü ligimizde alışık değiliz, rakip kafasına göre gelir, iç saha takımı da mecburen farklı formalar veya kombinasyonlar ile çıkmak zorunda kalırdı. Ya da iç saha takımı hiç düşünmez, başka forma giyerdi. Halbuki bugünkü görüntü dünyanın büyük liglerinde gördüğümüz görüntüdür işte, olması gereken yani.

Burada doğru kombinasyon ile sahaya çıkmamızdan ziyade, rakiple ortaklaşa bir kararla bu kombinasyon ile sahaya çıkabilmemiz daha önemli benim için. Her iki takım da doğru olanı sahada gösterebilmek için uğraşmışlar sanki. Umarım diğer takımlarla da bu şekilde ortak kararlar alınır maçlardan önce ve gerçek kombinasyonumuzu Ali Sami Yen'deki her maçta görürüz.

20 Eylül 2012 Perşembe

TARİHE GEÇEN KOMBİNASYON


Galatasaray tarihinde bir ilk yaşandı dün akşam. Beyaz forma geçmişimiz (dış saha olarak) 1960 yılına dayansa da ve bugüne kadar pek çok farklı kombinasyon görse de, dün akşam ilk defa -zorunlu sebeplerden ötürü- siyah şort ve siyah çorap ile kombinlendi. Tarihimizde ilk defa...

Biz de başta tahmin edemedik. Daha doğrusu böyle bir kombinasyonu giyeceğimizi düşünmedik. Fakat UEFA bu konularda çok katı, onlar istediyse de mutlaka uymak zorundasınız. "United siyah şort-çorap giyseydi ya" diyebilirsiniz, UEFA'yı TFF ile karıştırmamak gerek. UEFA her zaman iç saha takımına öncelik verir. Onlar ne giyecekse, rakip ona göre gelir. Doğrusu da zaten budur. Özet geçmek gerekirse, bu kombinasyonu UEFA belirledi, biz değil. Sebebi ise şu;


UEFA diyor ki, iki takımın forması kesinlikle karışmayacak. Peki Manchester United kırmızı altına beyaz şort ve beyaz çorap giydiğinde, biz eğer başta tahmin edilen beyaz altına kırmızı şort-çorap giyseydik karışır mıydı takımlar ? İlk bakışta neden karışsın diyebiliriz, ancak; Her iki takımı da gövde üstü ve gövde altı olarak ikiye bölersek, her iki takım da kırmızı-beyaz, beyaz-kırmızı bir görünümde olacaktı. UEFA şunu da diyor; Formalar izleyiciler tarafından da karışmayacak. Rahat ayırt edilebilecekler. Yani sadece hakem için değil bu uygulama, stadyumda veya evinde maçı izleyenlerin de kafasının karışmaması lazım. Kabul etmek gerekir ki, her iki takım da kırmızı-beyaz olduğu için göz yorucu ve kafa karıştırıcı bir eşleşme olacaktı.

Taraftar, bizim hesaplara gelen yorumlara bakarsak, 2'ye ayrılmış durumda. Beğenenler de var, beğenmeyenler de. Beğenmeyenler de 2'ye ayrılmış durumda. Biri "biz Beşiktaş mıyız ?" diye işi başka boyuta taşıyanlar, diğerleri de uyumsuz olduğunu düşündüğü için beğenmeyenler. "Beşiktaş mıyız biz" diyenleri ben anlayamıyorum. Belki haklı nedenleri var, ancak benim formalar hakkındaki görüşüm, bu düşünceyi benimsememi engelliyor. Bu takım kırmızı altına siyah şort-çorap giyince herkes beğeniyor da, kimse Eskişehirspor gibi olmuşuz demiyorsa, bu kombinasyona da bu düşünce ile bakmamak lazım. Uyumsuzluğuna ise katılıyorum. Ancak bu maç için alınmış "hazırlıksız" bir karar olduğunu da unutmamak gerek.


Formanın sarı-kırmızı çizgileri, şortun kenarlarında da olsa ve çoraplar da ona uygun dizayn edilseydi çok daha hoş gözükecekti sahada. Yani bu kombinasyon çok daha güzel olabilirdi, ancak tabi ki bu forma ile giyilebileceği hiç düşünülmedi. Hoş görmek lazım. İşin tasarım ve güzellik boyutuna girmiyoruz o sebeple.

Son olarak. Kombinasyona bu kadar tepki gösteren taraftar, 3rd formamızın kırmızı olmasının da mantıksızlığını artık idrak edebilmeli. Eğer kulüp renklerinden tamamen aykırı bir 3rd formamız olsaydı, yani siyah, füme hatta mor, eğer Avrupa'da forma kurallarının sıkı uygulandığı bir turnuvada iseniz artık zorunlu bir gerekliliktir. Biz yıllardır 3rd formaların takımın ana renginden mutlaka farklı olmasını savunuyoruz, bazen "siz kırmızımızı sevmiyor musunuz ? Sarımıza düşman mısınız ?" tarzı yorumlar geliyor bu yazıların üzerine. O zaman kimse kusura bakmasın, bu kombinasyonlara mecbur kalırız. Çünkü rakiple, deplasmana gidiyorsan, çakışmamak için 2 çaren var. Ya zaten iç saha formanı giyemeyeceksen, aynı renklerde olmayan bir 3rd formaya  (veya away) sahip olmalısın, ya da bu tip şort çorap kombinasyonlarını olabildiğince çoğaltmalısın. Başka çare yok. Umarım 3rd formaların önemi kulüp için de biraz anlaşılmıştır.

19 Eylül 2012 Çarşamba

OLD TRAFFORD SARISI


Bazı formalar, bazı maçlardan sonra efsane olmuştur. Beyaz forma çok uzun seneler giyildikten sonra Neuchatel maçı ardından "efsane" mertebesine yükselmişti. Üzerine, UEFA Kupası "çileği" de cabası. Sarı forma da 70'lerde ve 80'lerin sonlarında kullanılmasına karşın Manchester United ile oynanan 3-3'lük maçtan sonra bu seviyeye yükseldi. Daha sonra da Barcelona zaferi sarı formayı hep hatırlamamızı sağladı.

1996-1997 sezonu sarı formanın resmi maçlar bazındaki son sezonuydu, ta ki Nike'a geçtiğimiz ilk seneye kadar. Geçen sezon, 15 sene sonra takım ilk defa düz sarı formalar giyip resmi karşılaşmalara çıkmıştı. Bu sene ise 1994-1995 sezonundan beri ilk defa Manchester United ile oynuyoruz. Geçen seneye kadar hem Manchester United'a, hem sarı formaya, hem de Şampiyonlar Ligi maçlarına hasret kalmıştık. Çakışsalardı güzel olurdu, anlamlı olurdu. Takıma da iyi bir yansıması olurdu. 1 sene ile neredeyse 20 seneyi bulacak olan bir efsanenin doğuşunun "temsilini" kaçırdık. Şanssızlık.

Biz blog olarak takımın ana renklerinin veya birinin hakimiyetinde olan dış saha/3rd formalara karşıyız. Ancak tarihsel olaylar, maçlar, futbolcular bazen bazı formaları efsane yapar ve mutlaka gelecek senelerde de (yıl dönümlerinde vs...) hatırlanmalıdırlar. Sarı formayı biz hem Old Trafford'daki Manchester United geri dönüşü ile, hem de Ali Sami Yen'deki Barcelona zaferi ile hatırlayacağız. Bu tip efsane formaları kulüp de belirli senelerde hatırlamalı diye düşünüyoruz.

Geçen sene karşılaşsaydık, ya da bu sene çıksaydı sarı forma çok anlamlı olacaktı. Tüh.

16 Eylül 2012 Pazar

3. BEYAZ DEPLASMAN FORMAMIZ


Manchester United maçında takımımız beyaz forma ile mücadele edecek. Şu sıralar o sebeple kendisi biraz gündemdeyken tarihimizde giydiğimiz 3. beyaz deplasman formasının resmini paylaşalım. Bunu 2 ay önce yeni keşfettik, daha önce herhangi bir fotosuna rastlamamıştık. Milliyet Arşivi'ni sezon sezon incelemeseydik belki de hiç göremeyecektik de, zaten biz bunun için varız.

1960 yılında Galatasaray için beyaz deplasman forması kültürü ortaya çıkmıştı. Bunu pek çok kez yazdık hatırlarsınız. Bu forma da işte o kültürün 3. üyesi. İlk formaya benziyor. Tek farkı, yakası ve kol uçları kırmızı ile renklendirilmiş. İlk forma tamamen bembeyazdı

1960-1970 arası yeni keşfettiğimiz beyaz formalar ile meşhur oldu. Henüz bunları paylaşmadık blogda, ancak kısa süre sonra yazarız hepsini. Bu yazıdaki kırmızı V yakalı beyaz forma haricinde, 60-61 senesinde polo yakalı bir beyaz forma var, ki o da tarihteki 2. beyaz dış saha formamız. Bir de ortasından enine kalın bir kırmızı bant geçen bir beyaz formamız daha var. Bunların resimleri belli belirsiz, bu sebeple Erik'e bu formaları çizdiriyoruz şuanda. Çizimler bittiği zaman hem "1905'ten günümüze formalarımızın çizimleri" bölümüne ekleriz, hem de burada başlık açıp tanıtırız o beyazları.


Bu kırmızı V yakalı formanın çizimi ise ekip arkadaşımız Furkan Aran'a ait. Erik'in çizdiği 1960 beyaz formasının üzerine yakayı ve kol uçlarını editledi sağolsun.

Hazır konusu açılmışken (can sıkıntısından uzattıkça uzatan bir halim var) forma çizimlerini yayınladığımız sitede 1990 senesine kadar geldik. Ayrıca daha önce 70'ten itibaren sezon sezondu formalar, bunu 1950'ye kadar çektik. Yani 1950 senesinden itibaren, hangi sezonda hangi forma ve hangi kombinasyon giyilmiş artık sezon sezon inceleyebilirsiniz. Tabi birkaç eksik forma var, bu beyazlar gibi yeni keşfettiğimiz 1-2 forma daha var henüz oraya eklenmemiş. Onları da çizdirip Erik'e, koyacağız siteye. O eksikler tamamlandıktan sonra da, 1990'dan günümüze gelmeye başlayacağız. Biraz uzadı, çizerimiz yoğun şu aralar. Ancak olabildiğince kısa zamanda 2012-2013'e kadar çizimleri tamamlayacağız.

Site'den haberi olan yoksa çok ayıp, baştan söyleyeyim. Şuraya tıklayın. Ya da sol kolonda "banner" var, oradan da görebilirsiniz.

12 Eylül 2012 Çarşamba

UEFA Sitesinde Formalarımız


UEFA kendi sitesindeki Galatasaray sayfasına yeni sezon formalarımızı eklemiş. Geçen sezon Avrupa kupalarına katılamadığımız için formalarımızın olduğu bölümde 2010 2011 sezonundan parçalı ve krem forma görünüyordu. Tabii bu olayın tek işlevi, Galatasaray sayfasına girenlerin formalarımızı görecek olması değil. Asıl işlev, bizim UEFA'ya asıl formamız olarak parçalı forma - beyaz şort - kırmızı çorap kombinasyonunu göndermiş olmamızdan kaynaklanıyor. Bu da demek oluyor ki iç sahada oynadığımız bütün maçlarda bu kombinasyonu göreceğiz. Çünkü Şampiyonlar Ligi maçlarında kalecinin çorabına kadar bütün formaları, kulüplerin verdikleri formalara göre UEFA kendi belirliyor. Yani gruplarda iç sahada oynayacağımız üç maçta da parçalı formayı doğru kombinasyonla -bir aksilik çıkmazsa, çünkü son kararı yine maç öncesi hakemler veriyor- giyeceğiz. Rakiplerin formalarına bakınca da görüyoruz ki dış sahada oynayacağımız üç maçta beyaz formayı üç farklı kombinasyonla göreceğiz.


UEFA'nın sitesinde iki forma görünüyor, grup aşamasında da rakiplere bakınca bu iki forma yeterli. Ancak UEFA, turnuvalarına katılacak takımlardan iç saha ve dış saha formalarından aykırı bir üçüncü forma daha istiyor. Bu sezonki kırmızı formayı UEFA'nın üçüncü formamız olarak kabul etmesi pek muhtemel gözükmüyor. Parçalıyı da, beyazı da giyemeyeceğimiz rakipler iç saha formaları kırmızı-beyaz olan Olympiacos ve Ajax. Bu takımlarla gruptan çıktıktan sonra eşleşirsek, deplasmanda geçen sezonki siyah formamızı giymemiz kimseyi şaşırtmasın. "Geçen sezondan giyeceksek niye sarıyı giymiyoruz?" diye sorular olabilir, UEFA dış saha forması olarak iç saha formasına benzer renkte bir formayı kabul edebiliyor ancak üçüncü formada bunu kesinlikle kabul etmiyor. Örneğin bu sezon Borussia Dortmund UEFA'ya iç saha olarak sarı-siyah çubuklu, dış saha olarak da düz siyah forma vermiş. Üçüncü forma olarak da gidip sarı forma veremezler, UEFA bunu kabul etmez. O yüzden beyaz forma da çıkardılar bu sezon. Yani sarı formayı dış saha olarak verdiğimizde kabul görecekken, üçüncü olarak kabul edilmesi imkansız.


Ben şahsen kırmızı formanın Şampiyonlar Ligi forması olarak UEFA'ya iç saha tercihimiz olarak verilmesinden korkuyordum. Çünkü Avrupa maçlarına özel üçüncü forma çıkartıp bunu Avrupa'da giyebildiği tüm maçlarda giyen Bayern, Marseille gibi örnekler bol bol var. Neyse ki korktuğumuz başımıza gelmedi de kulüp en doğrusunu yaptı. Yazıyı geçen sezon Trabzonspor'un Şampiyonlar Ligi macerasından bir örnekle bitirelim. Süper Lig'de oynadıkları iç saha maçlarında çubukluyla bordo forma baş başa giderken, Şampiyonlar Ligi'ndeki bütün iç saha maçlarında çubuklu formayı bordo şort ve çorapla giydiler; çünkü UEFA'ya öyle bildirmişlerdi. Hatta her maç öncesi resmi sitelerinden "UEFA Formaları Belirledi" başlığıyla yazılar yayınladılar.

10 Eylül 2012 Pazartesi

FK 101


Bizim blogun konsepti belli. Yeni sezon forma dönemlerinde pek çok ziyaretçi aramıza katılıyor ama bizim esas anlatmak istediğimiz ve esas anlattığımız zaten Galatasaray forma tarihi ve forma kültürü. 3 seneyi doldurduk, 4. seneye geçiyoruz. Bu süre içinde sayısız kez forma kültürümüz hakkında yazı yazdık, nasıl olması gerektiği konusunda epey başlığımız mevcut. Ancak yeni katılan ziyaretçiler için, bugün bizim ne anlatmak istediğimiz hakkında 4 senenin özetini geçeceğim. Çünkü sadece Galatasaray ismini duyup gelen ve geçmişi okumaya üşenen bir kesim var.

Yazıyı yazmak istememin sebebi Burak'ın ilk yarıda rakiplere karşı hangi formalar ile çıkmamız gerektiğine dair yaptığı görselli liste. Bu yazı yazıldıktan sonra, sayısız kez "kırmızı forma süs mü", "kırmızı formayı hiç giymeyecek miyiz" tarzı yorumlar aldık. "Dış sahada kullanmıyorsak, iç sahada giymeliyiz." gibi bizim blogun oluşumuna ters pek çok yorum gelince, anladık ki aramıza yeni katılan insan sayısı çok fazla. O yüzden savunduğumuz, olması gereken forma kültürümüzü çok kısa özet geçeceğim. Arşivlere dalmak yerine, yeni katılanlar bu yazıyı da okuyabilir.

- Galatasaray'ın (asıl) forması parçalıdır. Sarı-kırmızı renklere sahip hiçbir forma bizim iç saha formamız değildir. "Neden çubuklu yapmıyorlar ? Zamanında yapmışlar, o da bizim formamız" gibi söylemlere katılmamız mümkün değil. Bir takımın, sadece 1 iç saha forması olur ve Galatasaray için de o parçalıdır.

- Galatasaray'ın formasına sadece parçalı demek olmaz, Galatasaray'ın forması tarihinden gelen Tam Parçalı formadır. Bunun için sunumumuz var. ŞURAYA TIKLAYIP, mutlaka okuyun. O linki okumadan şuradaki bir alt paragrafı okumaya bile gerek yok, önce kendi formamızı bilmemiz gerekli çünkü.

- Galatasaray, her ne şart olursa olsun kendi sahasında sadece Parçalı forması, beyaz şort ve kırmızı çorabını giymeli. Bakın sadece parçalı üst değil, doğru kombinasyonunu da giymeli. Ne olursa olsun. Bunun için sezon öncesi diğer takımlara haber mi verirler, onlar da ona göre mi gelir, bilmiyorum. Ancak bu takım ne olursa olsun, mutlaka ve mutlaka kendi sahasında parçalı-beyaz şort-kırmızı çorap giymek zorunda. Giymeli değil, zorunda.

- Gelelim kırmızı forma muhabbeti üzerine deplasman formalarına. Galatasaray'ın öncelikli olarak giymesi gereken forması deplasmanlarda da Parçalı forma olmalı. Yani kendi forması. Rakibe giderken de, öncelikli olarak kendi formasını giymek zorunda bu takım. Fakat rakibin iç saha forması eğer bizim formamız ile çakışıyorsa, önce kombinasyon denenmeli. Yani rakibin beyaz şortu varsa, parçalı altına kırmızı şort giyilmeli, kırmızı çorabı varsa beyaz çorap giyilmeli (ya da o sezon hangi şort-çorap varsa), bu kombinasyonlar sürekli çaprazlanmalı ki, deplasmanda da mümkün olduğunca parçalı giyebilmeliyiz. Eğer direkt olarak forma üstü çakışıyorsa, işte o zaman deplasman forması giyilmeli. Yani deplasmana gittiğimiz her maç illa deplasman forması giyilecek diye saçma sapan bir kültür yok dünyada, önce kendi forman. Olmadı, o zaman deplasman forması.

- 3rd formalar pazarlama amaçlı çok fazla gündeme getiriliyorlar. Ancak 3rd forma dediğimiz forma esasen, artık yapacak hiçbir şey kalmadığı zamanlarda, rakip ile hem iç saha, hem de deplasman formasında papaz oluyorsanız son tercih-acil durum formasıdır. Bu sebeple senede 4-5 kere giyilir en fazla. O da çakışırsa, çakışmazsa hiç giyilmez. Zaten artık dünyadaki pek çok takım 3rd forma bile yapmıyor. Bir önceki senenin dış saha formasını 3rd olarak kullanıyor (özellikle Nike kulüpleri). Biz ise iç sahamızda giyip, pazarlamaya çalışıyoruz. Çok yanlış.

- 3rd formaların iç saha renklerinden veya, renklerinden birine sahip olması kadar saçma bir şey yok. Bizi örneklersek; Düz kırmızı forma yapmanın, düz sarı forma yapmanın, çubuklu, yatay çubuklu forman yapmanın alemi yok. Çünkü senin rakiple çakışmamak için giyebileceğin son şansın olan bu formanın tamamen kulüp renklerinden farklı olması lazım ki sen onu giyebilesin.

Yani olay aslında bu kadar basit. Sen ne olursa olsun önce Parçalı formanı giyeceksin, iç sahada mutlaka ama mutlaka kendi kombinasyonunla, dış sahada ise varolabilecek her tür kombinasyonla önceliği ona vermelisin. Sonra deplasman, en son da, çaren yoksa takımın ile alakasız bir renk 3rd forma ile çıkacaksın deplasmanda rakibine karşı. "Üzerinde armamız olsun, her türlü destekleriz" değil mesele. Bilinçlenmek lazım. Ajax çıksın bakalım deplasman forması ile kendi sahasına, taraftar ne yapıyor ?

9 Eylül 2012 Pazar

İbretlik Takım Genoa


Hazırlık maçı yapınca akıllara geldi tabii, bizim "tam parçalı" olarak tabir ettiğimiz sekiz parçadan oluşan parçalı formanın en büyük temsilcisi Genoa kulübüdür. Bizim de olmasını istediğimiz gibi formalarını hiç bozmadan sekiz parçadan yaparlar ve renklerin yerleşimi de değişmez. Öte yandan yakayı değiştirip, şorta çoraba detaylar ekleyip her sezon farklılaştırabiliyorlar formalarını. Kombinasyon konusunda da yine mükemmeller. Mavi şort ve çorap her zaman ilk tercihleri, bizim için beyaz şort ve kırmızı çorabın olması gerektiği gibi. Arada da bizim beyaz şort ve siyah çorap yapabileceğimiz gibi onlar da mavi şort ve siyah (çok koyu lacivert de denilebilir) çorap yapıyorlar kombinasyonu. Dış daha formaları olan, göğüsten kırmızı-mavi kalın bir bandın geçtiği beyaz formayı bile her sezon mutlaka çıkartıyorlar. Biz iç saha formasında dikiş tutturamazken onlar dış sahada dahi istikrar abidesi. Futbolun bu kadar pazarlama malzemesi olmadığı eski günlerde bunları yapmak daha kolaydı tabii, o yüzden artık nostaljik denilebilecek çok eski sezonlardan fotoğraflar paylaşmayacağım burada. Forma kültürünü korumanın çok çok çok daha zor olduğu yakın sezonlardan veriyorum örnekleri. Bu yazının da asıl amacı Genoa'nın formalarını tanıtmak değil, tam parçalıya örnek göstermektir. O yüzden umuyoruz ki bu oynanan hazırlık maçının bize kattığı yedeklerin ısınmasından çok forma kültürü olsun.

5 Eylül 2012 Çarşamba

Süper Lig'de Giymemiz Gereken Formalar: İlk Yarı

TFF'nin internet sitesinde verilen formalara göre Süper Lig'in ilk yarısındaki maçlarımızda giyilmesi gereken formaları hazırladım. Kaleci formalarını da olaya dahil ettiğimden bazı takımlar için başka takımların kaleci formalarını, armalarını amatörce değiştirerek kullanmak zorunda kaldım. Amacım, neyin nasıl olması gerektiğini göstermekti, o yüzden görsel hatalara fazla takılmayın lütfen. Bu arada, lige verilen devre arasında da ikinci yarı tablosunu yayınlayacağız.

4 Eylül 2012 Salı

TAM PARÇALI METİN OKTAY ANI FORMASI


Galatasaray'ın belki de en uzun süre satışta olan ürünü Metin Oktay anı forması. Tam olarak kaç sene oldu hatırlamıyorum fakat epeydir taraftarın büyük ilgi gösterdiği bir ürün. Metin Oktay dönemindeki klasik formamızın tişörtleştirilmiş hali. Uygun fiyatlı olması da cabası. Çok sattı ve satmaya da devam ediyor.

Ancak Metin Oktay anı formasının ilk çıktığı günden bugüne kadarki bütün serilerinde büyük bir hata vardı. Forma tam parçalı değildi. Metin Oktay, futbol oynadığı dönemde satılan anı forması gibi bir forma giymemişti, Galatasaray onun futbol oynadığı dönemde sadece tam parçalı formalara sahipti. Yıllardır da bu hatalı anı forması satışta, insanların ya fazla gözüne batmadı, ya da çoğu insan doğrusunun nasıl olması gerektiğinin farkında bile değil.

Eskisi

Galatasaray Store geçtiğimiz ay Retro Forma Serisi adı altında güzel bir anı formaları serisi başlattı.Tarihimizde bir şekilde iz bırakmış, bir futbolcu veya bir maç ile özdeşleşmiş klasik dönem formalarının günümüze uyarlanmış tişört halleri uygun fiyatlarla satışa çıkıyor bu seride. Metin Oktay'ın vefatının hemen arkasından çıkılan maçta giydiği siyah forma, 1996-1997 sezonunun sarı forması retrosu çıkan ilk ürünlerden. Daha pek çok ürün çıkacağını da duyuyoruz sağdan soldan. Store'un son dönemlerdeki en başarılı işi bu desek yanılmayız herhalde.

İşte bu serinin 3. forması olarak Metin Oktay anı forması tekrar elden geçirildi ve yıllardır süre gelen yanlış düzeltildi. Yeni satışa çıkan Metin Oktay anı forması artık tam parçalı. Eski forma önden tam parçalı gözükse de kolların arkalı önlü tek renk olması sırtta tam parçalı görünümü bozuyordu, bu problem giderilmiş ve forma artık Metin'in giydiği tam parçalı formanın birebir görünümüne kavuşmuş.

Kumaşı, önden görünümü vs... tamamen bir önceki anı forması ile aynı, fiyatı da yine 32 lira. Bu serinin de ayrı bir koleksiyonu yapılır. Gerçekten müthiş.

* Forma forum modlarından Burak'a ait, henüz GSStore.org'da satışına başlanmamış ancak storelarda mevcut sanırız.

2 Eylül 2012 Pazar

OLMAZ


Her maç sonunda formalarla alakalı yazmayacağız tabi. Ancak şunu görünce, hele ki yavaş yavaş bir şeyleri toparlamaya başladığımız sezonlarda bunu görünce insan üzülüyor. Eskiden mor formaları giyerdik, turuncu formaları giyerdik iç saha maçlarımızda, fakat yavaş yavaş bu yanlışlardan dönmeye başlamıştık. Tamam, kombinasyonlar hala sıkıntıda, bunun tek sebebi Galatasaray da değil, rakipler de sebep oluyor (gerçi ben bunu kabul etmiyorum, maç öncesinde konuşabilirler). Fakat Parçalı forma giymeye özen gösteriyorduk. Geçen sene birkaç terslik yaşanmıştı, bu sene ise işlerin daha iyi olacağını düşünüyordum. 2 iç saha maçında da yanıldım, demek ki o seviyede "hala" değiliz.


Galatasaray kendi sahasındaki maça deplasman forması ile çıktı. Rakip takım Bursaspor ile hiç çakışmayacak iç saha formamız var, hatta iç saha kombinasyonumuz var. Buna rağmen, bu seneki "sansasyonel" formamızı da hiç giymedik, bir de onu taraftara pazarlayalım mantığı ile kendi çimlerimize farklı formalar ile çıktık. Kırmızı formanın stoklarının 1-2 gün önce yenilendiğini de göz önüne alırsak pazarlamaya kurban verdik parçalımızı.

Dünyanın en çok forma satan kulüplerinin hiçbirisi iç sahalarında dış saha forması giymiyor. Yapsalar, taraftar sahaya iner zaten. Ülkemizde forma pazarlamanın tek yolu o formanı iç sahanda giymekten mi geçiyor ? Bu mu çözümü ? Ayrıca neden en "sansasyonel" formamız esas formamız olan Parçalı olamıyor hiçbir zaman ? neden hep dış sahalar, 3rd formalar ön plana çıkıyor ? Sıkıldık mı parçalıdan ? "Farklı" forma görünce, onun üzerine titremek mi gerekiyor ? Daha mı çok seviliyor ?

İç sahanda parçalını giy, pazarlayacaksan onu pazarla, her sene en öne onu koy. İç sahanda Parçalı altına beyaz şort-kırmızı çorap giy. Tarihini yaşat. Dış sahada ne giyersen giy.

Geçen sene de Bursaspor maçında Ali Sami Yen Arena'da sarı forma (sansasyonel olan) ile çıkmıştık sahaya. Gelişme 0.
Copyright © 2010-2014 galatasarayformalari.com - Tüm Hakları Saklıdır