30 Eylül 2009 Çarşamba

ARMA RENGİ DEĞİŞİR Mİ?



Bir alt başlığın bir köşesine sıkıştırayım dedim bu yazıyı fakat uzayınca yeni bir başlık daha uygun oldu. Konu yine Chelsea ve fosfor. Chelsea'nin away forması da tıpkı Fenerbahçe'nin ki gibi fosforlu çizgiler taşıyor. Onlar da formalarının Adidas çizgilerine, Adidas logosuna ve reklamlarına fosforlar eklemişler. Çok da güzel olmuş. Hatta kendi fikrimi bir alt başlıkta; "Sırtlarındaki yazı renklerini beyaz tutarak Fenerbahçe gibi aşırıya kaçmamışlar ve daha oturaklı olmuş" şeklinde belirtmiştim. Fakat Chelsea de başka bir konuda aşırıya kaçmış, hem de çok önem verilecek bir konu. Bu adamlar fosforu kendi armalarında da kullanmışlar ve Kulübün 104 yıllık (evet onlarda 1905 yılında kuruldu) armasının rengini değiştirmişler. Aynısını Galatasaray yapsa kıyamet kopardı. Örneğin mor formaya Beyaz arka fonlu mor renkli GS arması. İnsan düşününce bile çıldırıyor. Ya da Fenerbahçe de fosforlu formasının armasını bu şekilde yapsaydı ne olurdu? Demek ki Chelsealiler pek önemsemiyorlar armalarını.


Evet o arma Drogba, Ne o ? :)




Cech'in kaleci kazağının arması bile değiştirilmiş turuncu olmuş.


Bu da olması gerektiği gibi. Home formalarında orjinal armaları !

Bu arada ekleyeyim Chelsea bunu ilk defa yapmıyor. Geçtiğimiz sezonlarda da formalarının renklerine uysunlar diye bir kaç kez arma renklerini değiştirdiler.

07-08 Away

FENERBAHÇE - CHELSEA



Pek Galatasaray formaları ile alakası yok konunun fakat geçen Chelsea'nin, hemen ardından da Fenerbahçe'nin maçını izlediğim zaman dikkatimi çekti şu fosfor meselesi. Fenerbahçe'nin çok beğendiğim bir forması 3rd forması. Dev bir armanın formaya işlenmesinin yanısıra kullanılan fosforlu sarı da formanın bir diğer güzel özelliği. Adidas çizgileri, Adidas logosu, avea reklamı fosforlu renge sahip. Aynı şekilde sırttaki isim ve numaralar, hatta Ülker reklamı da ! fosforlu renge sahip. İşte burada biraz abartıya mı kaçmışlar diye düşündüm maç sırasında. Önden bakılınca çok şık forma, fakat arkadan insanın iyice gözünü alıyor fosforlar. Bana göre tabi bu. Fosforu sırt kısmında biraz daha kısıtlı kullanabilirlerdi. İşte burada Chelsea örneğini vereyim; Chelsea de tıpkı Fenerbahçe gibi away formasına fosforlar çekmiş ve güzel bir forma tasarlamışlar. Sırt kısımlarında ise isim ve numaralar beyaz renkli yazılmış, bence daha oturaklı olmuş. Tabi bu arada Premier Lig'in kurallarının da bu durumda etkisi vardır mutlaka. Premier Lig'de oynayan her takım aynı yazı karakterini kullanmak zorundadır. Yazı karakterlerinin yanısıra o yazıyı ve numarayı çevreleyen kontürler de bir standarttır bu Lig'de. Zaten oldum olası çok beğenmişimdir Premier Lig'in yazı karakterini. Ayrıca bir standartın olması da, her takımın düzgün yazı ve numaralarla sahaya çıkması da ayrı bir güzellik bence. Abuk Subuk karakterler olmuyor en azından. Her neyse belki yazı karakterlerinin dışında renkler için de belli bir standart vardır. Her isteyen her rengi kullanamıyordur bu sebeple beyazı seçmişlerdir.




Premier Lig isim - numara karakteri ve rengi

Sonuç ne olursa olsun beyaz renk benim gözüme daha oturaklı gözüktü. Fenerbahçe'de beyaz veya daha fosforsuz bir yazı ve numara rengi kullanabilirdi. Artık Türk takımlarının arkaları çok kalabalık olduğu için benim gözümü aldı açıkçası bu sırttaki fosforlar. Tabi bazı fotolarda oldukça güzel de durmuş kabul edeyim, fakat maçta çok sırıttı bana.

Bu arada renk standartı var mıdır bilmiyorum demiştim Premier Lig'de. Bunu söylememdeki sebep Chelsea'nin Avrupa maçlarında kullandığı isim ve numara rengi. Font tabi ki Premier Lig'den farklı fakat rengini de değiştirip fosforlu yapmışlar. Belki Lig'de bu renk kullanılamıyordur.

Avrupa maçları isim - numara karakteri ve rengi

YORUMSUZ





Resim dost blogumuz FCN Blog'dan

10 ALPASLAN


Geçen sene bedeni aramızdan ayrılmasına rağmen ruhu hala AliSamiYen'i sallayan Alpaslan Abimizi Galatasaray'lı futbolcularımız Eskişehirspor maçı öncesinde çok güzel bir şekilde andı. Sahaya çıkan futbolcular alıştığımız üzere üzerlerine Adidas'ın ısınma takımlarını değil AliSamiYen'e yakışan Parçalı formaları giyerek ısınmaya çıktılar. Formaların arkasında 10 Alpaslan yazıyordu. Gerçekten müthiş bir düşünce olmuş. Kim bu işin içindeyse tebrik etmek lazım. Eminiz ki Alpaslan Abimiz de ASY'de her zaman Parçalıdan yanadır.

26 Eylül 2009 Cumartesi

Avrupa Forması Meselesi

İstanbul'da Selocan24 ile muhabbetteyken de bahsetmiştim, Galatasaray için Sevilla'nın yaptığı gibi Avrupa Kupası forması yapılmalı. En güzel ve nadir örneklerinden biri, Sevilla'da var-üsttekiler bu senenin Avrupa formaları. Onlar haricinde Real'in Cl Away hamlesi var, o da güzel. Başka örnek aklıma gelmiyor, gelen yazsın. İngiliz kulüpleri de yazıyor Cl bilmemne diye ama, o zaten bildiğin ligde kullanılan forma oluyor.

Sevilla son 3 sezondur bu uygulamayı yapıyor. Hatta 4 diyesim var ama, o sezonki formaları tam hatırlayamıyorum. Son 3 sezondaki örnekler de yeter zaten.
Evvelki seneki örnekler şunlar, zaten Fb eşleşmesinden de hatırlarsınız:


Adam Avrupa Kupası için özel forma yapıyor, hem de 2 tane. Home'u da var Away'i de. Biz de bekliyoruz ki, her sene 3 tane efendi gibi forma yapılsın. Joma bu konuda çok büyük işler yapıyor. Elimiz değmişken, geçen sezon Uefa'da giydiklerini de gösterelim:

Bu zaten başlı başına şık bir hamle. Fakat bu formalardaki ortak özellik, bu hamleyi daha da takdir etmeye sebep:Avrupa Kupası formalarının hepsinin bir yerinde İspanya bayrağı veya İspanyol bayrağının renkleri var. Yani Real'in geçen sene Barça'nın formasında taşıdığı Senyera'ya karşılık sağ köşeye İspanya bayrağı koymasının daha ilerisinde bir hamle.
Son 3 sezonun formalarında farklı yerlerde İspanya bayrağı kullanılmış. Harika bir fikir. Ayrıca tek tasarım, birkaç forma da değil. Hem Home, hem de Away için farklı tasarımlar. Bir beyaz, bir de koyu forma. Her iki kulvar için de farklı formalar.

Peki bu konsept, bizde nasıl işler. Bazı ipuçları var. Bir kere bizim takımımız, zamanında çok kritik, hatta sonradan tarihinin en büyük maçları arasına giren bir müsabaka için, bayrak renklerinde, özel, tek maçlık bir forma yaptıran bir takım. Bu mühim. Ve bir temel oluşturuyor dediğim türden bir koleksiyon için.
İkincisi, bu takım ülkesine futbol tarihinin ilk Avrupa Kupasını getirirken, yine (bir şekilde) beyaz forma giymişti.
Üçüncüsü, doğal olarak zaten kulüp renklerinden biri, bayrak renklerinden biri. Yani kullanım çok baş ağrıtmaz. Zaten hemen hemen her sene düz kırmızı çıkıyor. Bu sene de var.

Ben diyorum ki, Avrupa Kupası'na katıldığımız yıllarda, şöyle 2 formalık özel bir koleksiyon yapılıp, o maçlarda farklı formalar giyilebilir. Ve bu zaten, bir yandan da ekonomik açıdan karlı olabilecek bir hamle.
Bir düz kırmızı, bir de düz beyaz forma, bu tip bir koleksiyon için çok uygun görünüyor ilk planda. Hem böylece lig formaları için düz kırmızıya gerek kalmaz. Çünkü bildiğiniz gibi, seveni çok olsa da, temelde gereksiz bir forma. Ha tabii, bu bir nevi ütopya. Burdan ben çıkıp "Kulüp destek çıksın!! Fikrimize sahip çıksın!! Aloo!!" demem, çünkü biliyoruz az çok bu işleri. Ben burdan fikri yayınlarım, gerisini bilemem. Keşke böyle bir uygulama olsa. Ki bizde Avrupa maçları ekstra öneme haizdir, hayatında futbolla işi olmayanlar bu maçları izler, veya bu maçlar milli mesele haline gelir. Başka yerlerden daha üstte tutarız bu maçları. Sahip de çıkılabilir bu işe yani. Veya bu yazdıklarım sadece benim kafamda dolaşan saçmalıklardır. Bilinmez.

KAYIP FORMA



Aslında uzunca bir süre bu formayı çok merak etmiştim. Yapılış hikayesini saygıdeğer bir koleksiyoner ağabeyimiz bana anlatmıştı. Kısmet bu güneymiş. Sanırım bu blog'un takipçileri de bu formayı ilk kez burada görüyor.
Bildiğiniz üzere bu forma Metin Oktay'ın ölümünden sonra alelacele yapılan o meşhur forma. Bir örneğini görebilir, elimizde tutabilir miyiz bilemiyorum. Ama ben bildiğim kısa hikayesini sizlere aktarayım bende kalmasın. Forma 13 eylül 1991 günü vefat eden Metin Oktay'ın anısına yas tutan Galatasaray Spor Kulübünün Gençlerbirliği deplasmanına çıkmadan önce Ankara'da alelacele yaptırdığı bir forma. Yapımında yanlış hatırlamıyorsam Başarspor'un emekleri büyük. Formalar 14 eylül 1991 akşamı Galatasaray'lı bir tekstilcinin fabrikasında dikilmeye başlıyor ve maç saatine kadar zor bela, sadece takıma yetecek kadar dikilebiliyor. Başka yok sadece takıma yetecek kadar... Reklam basılamıyor/dikilemiyor ama forma logo ve numaralar (10 numara hariç) Başarspor tarafından yetiştiriliyor. Bu maçta 10 numaralı formanın sahibi Koseçki, 20 numaralı forma ile sahaya çıkıyor gördüğünüz gibi.

Selocan veya başkaları bu formayı Bulabilir mi bilemiyorum. Onlar bulana kadar ben bulabildiğim en detaylı fotoğrafı ekledim sizde keyfini çıkarın...

24 Eylül 2009 Perşembe

SALON TURNUVASI


Tarih 7 ocak 1991. Galatasaray Türkiye'de, devre arası hazırlık kamplarında, ilk defa yapılacak olan salon turnuvasına katılmış. Yer Abdi İpekçi. Bu salon turnuvalarına çok alışık olan Hollanda devi Ajax da turnuvada. Bu ilginç turnuvanın finalinde Galatasaray ile Ajax karşı karşıya geliyor. Kendi ülkelerindeki hazırlık dönemlerinde sürekli bu turnuvalara katılan ve oldukça tecrübeli olan Ajax maçı 6-2 kazanıyor. (Abdi İpekçideki bu maçı tam 7 bin seyirci izlemiş.)

Bu bir zamanlar düzenlenen salon turnuvasına amatör kişiler değil direkt olarak kulübün profesyonel futbolcuları katılırdı. 11 değil 6 kişi ile mücadele edilirdi. O günkü maçın kadroları;

Galatasaray: Hayrettin, Yusuf, Cüneyt, Kosecki, Prekazi, Rotariu.
Ajax: Van Der Sar, Blind, De Boer, Jönk, Winters, Roy.


Gelelim bizi ilgilendiren kısma; Daha önce bir başlığa ufak çaplı resmini koymuştum. Daha blogun ilk zamanlarıydı. Hikayesini netleştirince tekrar paylaşayım istedim. Galatasaray 1991 yılında oynanan bu turnuvadaki maça (1990-91 sezonu devre arası) farklı bir formayla çıkmıştı. 1990-91 sezonunda Parçalı ve Çubuklu formalar bilinen formalarımızdı. Bu forma ise pek fazla bilinmeyen bir formamız. Ligde giyildiğini zannetmiyorum. Sadece bu salon turnuvasında giyilmiş olma ihtimali yüksek. Adidas marka ve yakalardan başlayıp kolun sonuna kadar giden sarı çizgileri ve sarı V yakası var. O yıllara ait değişik ve az bilinen bir formamız. O aynı sezonun bir az bilinen forması da, Metin Oktay'ın vefatı üzerine hazırlanan siyah Adidas forma. Henüz resmine erişemedim. Bilen, bulan varsa paylaşabilir.

2 YENİ ANKET


Uzun zamandır açmamıştık, sizlerin de istediği konular üzerinden 2 Anket açtık. Her zamanki yerlerinde, sağ kolonda bu anketlere katılabilirsiniz.

Bu 2 anketin konusunu tek resimde topladım. Resim ve fikir için koral'a teşekkür ederim :)


22 Eylül 2009 Salı

SIRTA İSİM YAZDIRMA VE SIRT NUMARALARI

Daha önce GALATASARAY - BEŞİKTAŞ başlığında sırt numaralarımızdan ve sırta isim yazdırmadan biraz bahsetmiştik. Blog takipçilerinden müşkülpesent yazdığım yazıdaki yanlışları düzeltmişti, o kadar çok varmış ki ayrı bir başlık açarak bu konuyu gündeme getireyim istedim.

Galatasaray'ın sırtına ilk defa isim yazdırdığı maç bir Avrupa maçı. Tarih 12 Eylül 1996. 1996-1997 sezonu Kupa Galipleri Kupası'nda Constructorul takımı ile oynadığımız maçta ilk defa sırtımıza, numaraların üzerine isim yazıldı. Bu tarihten sonra da Avrupa'da oynadığımız bütün maçlarda artık her futbolcunun kendi isimleri sırtlarına yazıldı.

Galatasaray-Constructorul maçından bir kare, sırttaki isim belli oluyor

Lig için ise bu uygulama biraz daha geç. Ben 99-00 sezonu diye hatırlıyordum yanlış hatırlamışım. İlk defa Ligimizde sırta isim yazdırma uygulaması yakın bir zamanda, 2000-2001 sezonunda uygulanmaya başlandı. Ne kadar yakın bir zaman değil mi?

Ligde ilk defa 2000-2001 sezonunda isim yazıldı

İsimlerin sırtlara yazılmasıyla birlikte artık bütün futbolcuların kendi numaraları oldu. Ve değişemez oldu bu numaralar. İsimler yazılmadığı dönemde ilk 11'de başlayan futbolcular genellikle 1-11 arası formaları giyerlerdi. Bu sebeple, numaraları beynimize kazınmış futbolcular bile yedek kalıp sonradan oyuna girdikleri maçlarda farklı numaralarla sahaya çıkmışlardı. Ayrıca ilk 11'de başlayan futbolcular da, her maça özel farklı numaralar kullanabilmişlerdi. Kimileri uğur getirmesi adına, kimileri başka sebeplerle... müşkülpesent güzel örnekler vermiş paylaşayım. Hakan Şükür ile Saffet Sancaklı birkaç maçta ilk 11'de sahaya çıktıklarında uğur getirmesi adına numaralarını değiştirirlermiş. Hakan Şükür 8 numarayı Saffet 9 numarayı alırmış. Benim de hatırladığım, Hagi bile yedek kaldığı ve sonradan oyuna girdiği dönemlerde o efsane 10 numarayı yedek olduğu için kullanamazdı. Hagi yedekken Suat 10 numaralı formayı giyermiş ve Hagi oyuna sonradan oyuna dahil olduğunda genellikle 15 numara ile sahaya çıkardı.

Kısacası özetlersek; İlk olarak bir Avrupa maçında 1996 sezonunda Galatasaray sırtına isim yazdırdı ve ligde ilk olarak 2000-2001 sezonunda isimler sırtlara yazıldı.

İsimler formalara eklendiği zaman futbolcu numaraları artık herkese özel oldu. İsteyen istediği forma numarası ile kafasına göre ilk 11'e başlayamaz oldu ve ilk 11 sahaya çıkarken, 1 ile 11 arası numara kullanmak zorunda kalmadı futbolcular. Bütün bu bize uzak gelen olaylar aslında ligde sadece 9 sene önce başladı.

Verdiği güzel bilgiler için müşkülpesent 'e teşekkür ederiz.

YENİ PROJE

Geçenlerde kardeş blogların buluşmasından güzel projeler çıktı. LAPPAPPA ekibi ve aynı zamanda bu blogun da yazarlarından Lappapzade Abdurrahman Çelebi ve Hüseyin Altıkıllı ile geçen hafta bir buluşma gerçekleştirdik ve fikir alışverişi yaptık. Sonucunda da güzel düşünceler ortaya çıktı. Biraz zaman alacak projeler bunlar, ben zaten pek anlamam fakat LAPPAPPA ekibi oldukça sağlam. Netleşince daha kapsamlı bilgiler vereceğiz. İlk bilgi olarak şunu söyleyebilirim; Bu aralar zaten tekleyen blog aleminden kurtulup adam akıllı bir site açmak projelerin temeli olacak. Çok daha güzel ve geniş içerikli bir proje olması, bütün forma severlerin, koleksiyonerlerin buluşacağı, bir şeyler paylaşacağı bir proje olması düşüncemizdir.


LAPPAPPA ve GALATASARAY FORMALARI EKİBİ

ŞORT REKLAMI

Bir alt başlıkta Galatasaray'ın Avrupa'da ve Süper Lig'de giymiş olduğu şortlardan resimlerle bahsetmiştik. Dikkat edildiği üzere, Avrupa maçlarında armamız ile futbolcu numaraları ayrı paçalarda, fakat lig maçlarındaki şortlarda armamız ile numara aynı paçada (sol) bulunuyor. Anladığımız üzere TFF şorta reklam almak isteyen takımlar için bir paçanın boş bırakılmasını uygun görmüş. Reklam almayan kulüpler de belli bir standart yakalanması adına bu kurala uymuş. Böylelikle bir paça lig maçlarında boş bırakılmış. Tabi UEFA'nın reklam kriterlerine uymadığı için bu şort reklamları, Avrupa maçlarımızda beğendiğimiz, istediğimiz dizayn uygulanıyor. Bu sezon, şortuna reklam alan takımlardan biri olan Eskişehirspor'un resimleri alttaki gibidir. Galatasaray içinse şimdilik şorta reklam alma gibi bir durum sözkonusu değil.


19 Eylül 2009 Cumartesi

İLETİŞİM


SELOCAN

gsforma_selocan24@hotmail.com

LAPPAP

vazokiran@hotmail.com

AVRUPA ŞORTU / LİG ŞORTU

AVRUPA MAÇLARINDA GİYİLEN ŞORT



LİG MAÇLARINDA GİYİLEN ŞORT




REKLAM KOKAN HAREKETLER BUNLAR !

GALATASARAYLI UEFA AVRUPA LİGİ


Bu sezon ilk kez yeni düzenlemelerle birlikte adı da, logosu da değişen eski UEFA kupası, yeni Avrupa Ligi'nin ilk maçını Panathinaikos ile oynadık. O maçla birlikte Yeni UEFA Avrupa Ligi'nin de logosunu formamızın üzerinde görme imkanımız oldu. Bu sezon o UEFA Patchinin en çok yakışacağı takım hiç kuşkusuz Galatasaray olacak. Yeni logonun renklerinin sarı kırmızı olmasını geçtim, tonu bile bizim tonumuzda. Sanki bizim renklerden esinlenilerek yapılmış. Bu sezon bütün rakiplerimiz, Fenerbahçe de dahil, üzerlerinde sarı kırmızı logo ile sahaya çıkacaklar bu da ayrı bir keyif açıkçası. Umarım yeni logo şans getirir.




Keşke arkası düz olan Avrupa Parçalısı'nı da Store'umuzda görsek ve bu formaya özel UEFA Avrupa Ligi Patchi de olsa kolunda. güzel olmaz mı o şekilde satılsa ?


Stad'a Kırmızı sokmayan Aziz Yıldırım maç öncesi sahanın ortasına açılan Dev Sarı Kırmızı Avrupa Ligi logosuna ve Yukarıdaki gibi Fenerbahçeli futbolcuların üzerlerine bu logonun işlenmesine bir çare bulamadı.

13 Eylül 2009 Pazar

TAKLİTÇİ REEBOK


Dün Manchetser City - Arsenal maçını beklerken Spormax'te, CSKA - Sovetov maçı vardı, hadi onu izleyeyim bari dedim. Fırtına uyarılarından dışarı çıkasım da yoktu. Maçı izlerken CSKA'nın kalecisi Igor Akinfeev'in forması dikkatimi çekti. Bizim Leo Franco'nun formasının kalıbındındaydı. Bu sene Adidasın en sık kullandığı tasarımlarından biriydi bu tasarım. Sadece kaleci forması olarak değil pek çok takımın sezon içinde giydikleri formalar da bu kalıplar üzerine yapılmıştı. (İspanya Home forması gibi, hatta çok az değişiği Beşiktaş'ın pençe formasında da kullanıldı). Fakat işin ilginç yanı CSKA'nın formaları Adidas değil Reebok marka !!

Akinfeev'in dünkü kaleci forması (Reebok marka) !




Adidas'ın bu sene en sık kullandığı tasarım





Adidas ne yapacak acaba bu durumdan sonra ? Düpedüz taklit etmiş adamlar.

EDİT: Bu 2 firma birleşmişler demek ki ilk testleri kaleci formasında olmuş :) Taklitçi reebok dediğimiz için özür dileriz :)

Teşekkür ettim Vobeya

GALATASARAY - BEŞİKTAŞ


Dünkü maçta formalarla ilgili söyleyebileceğim 2 şey var, biri; Tıpkı geçen sene 2.yarıda oynadığımız Beşiktaş maçında olduğu gibi bu sezon da Parçalı altına beyaz şort kombinasyonunu ilk defa bir Beşiktaş maçında giydik.

Geçen sene uzunca bir süreden sonra ilk defa bu kombinasyonu kullanmıştı Galatasaray ve hayran kalmıştık, daha sonraki UEFA maçlarında da bu kombinasyon kullanılmaya devam edilmişti. Bu sezon ise Parçalı formamızı ASY'de birkaç maç giydik fakat hep kırmızı şort kullandık. İlk defa dün, tıpkı geçen sene de ilk defa olduğu gibi, Beşiktaş maçında bu kombinasyonu kullanmaya başladık. Devamı gelir umarım. Bir de anlamadığım, yapacaksak bari tam yapalım. Şu beyaz şortun altına kırmızı çorap giyip tam Galatasaray'ın klasik "Parçalı forma" tanımına uyduralım artık formamızı. Yani kırmızı şort giyerken kırmızı çorap giyiyoruz, e beyaz giyerken de kırmızı giyseydik ya. Hep inceden direkten dönüyor. (TFF Listesinde beyaz şort, kırmızı çorap kombinasyonu yok bu sebeple bu sezonda bunu göremeyeceğiz)


Maça başlarken dikkatimi çeken 2. konu ise forma sırt numaraları idi. Sahaya çıkan ilk "11"'imizde ki en küçük numara Kaptan Arda Turan'ın 10 numarasıydı. Daha sonra Keita'nın 11'i geliyordu. Devir değişti tabi. Çok eskiden futbolcular futbol kadar önemli değillerdi. İsimlerden çok nerede oynadıkları mühimdi. Bu sebeple formalarının sırtında isim yazmazdı, herkes oynadığı mevkiye göre numara alırdı. (Türkiye'de çok yakın tarihe kadar da isim yazılmadı. Yanlış bilmiyorsam 97-98'e kadar "müşkülpesent 96-97'de de görmüş". O da Avrupa maçlarında. Ligde ise 99-00'e gelindiğinde yeni yeni yazılmaya başlanmıştı )

Eski duruma göre; Sahaya çıkan 11, oynadıkları bölgeye göre numaralarını alırlardı. Kaleci daima 1, 4-4-2'nin 2 santrafor'u 9 ve 11 giyerdi. 10 numara ise bu 2'linin arkasındaki oyun kurucu idi. Başka bir durum da; Eskiden diyelim bir maça 9 numara ile çıkan futbolcu 2. maçta yedek olduğu zaman onun yerinde oynayan diğer oyuncu 9 numarayı giyerdi ve bu ilk maçta 9 giyen futbolcu ise, yedeklerin giydiği numaraları giyerdi. O numaralar da 12'den başlar (kaleci) 18'e kadar giderdi. Yani her maç her futbolcu yedek kalma durumlarına göre numaralarını değişik giyebilme durumları vardı. Tabi bilmiyorum şimdi Metin Oktay yedek kaldı mı, kalmışsa da numarası değişti mi ? Zannetmiyorum (Değişmiş müşkülpesent aydınlattı) fakat böyle bir durum vardı çok eskilerde.

Hatta yanlış biliyorsam lütfen düzeltin. Paf takımlarında (şimdiki A2'de) bu kural hala geçerli diye biliyorum. Onların da sırtlarında isim yazmaz ve her maç ilk 11 başlayanlar 11'e kadar olan numaraları giyerler. Mesela bir maç Serdar Eylik 10 numara giyerken 2. maç o yedekken, onun yerine oynayan Emre Çolak 10 numara giyebilir diye biliyorum çok emin olmamakla beraber.

Her neyse sonuçta dün ilk 11'ler sayılırken en ufak numaranın Arda Turan'ın 10 numarası olması ilgimi çekmişti. Artık futbolcular 1'den 99'a kadar istediği numaraları alabiliyorlar. Kalecinin bile 10 numara giydiğini gördüm. Ben pek sevmiyorum bu durumu :)

Bu arada İspanya La Liga'da öyle 99'lar 80'ler alamıyor futbolcular üzerlerine. Kural orada 25 ile sınırlı. Ligde oyanayan hiçbir futbolcu 25 numaranın üzerinde numara alamıyor. (First Team olarak adı yazılanlar) Yalnızca lig için geçerli bu, Avrupa maçları için oynayan ya da ismi verilmiş oyuncuların numaraları 25'ten yukarıda olabiliyor. En yakın örneği; Geçen sene Diarra sakatlandığı zaman yerine devre arasında alınan Lass, ligde Real'in 25'ten fazla oyuncusu olduğu için ve üstünde bir numara alınması yasak olduğu için Diarra'nın numarasını (6) almıştı, fakat ŞL'de ismi yazılı olduğu için Diarra'nın ve kurala göre sezon ortasında ŞL'de numara değişimi olmadığı için Lass, sadece Avrupa'ya özel, 39 numaralı formayı giydi. La Liga'ya dönünce yine 6 numarayı giydi.

Biraz dağıldı konu ama dünkü maçta formalar hakkında görebildiğim 2 konu budur. Kırmızı çorap özlemi devam edecek bu sezon, belki seneye...

Bu arada unutmadan. Yönetimin Metin Oktay atkısını tüm kadro tutup, maça getirip, takmaları, müthiş bir görüntü olmuş. Bu adamlar hakikaten başkalar.



Biz de Baba Hakkı atkısını seve seve tutarız...


Aslında gülüyor ve henüz maç öncesi !! Fakat maç sonu çekeceği acıyı önceden yaşar gibi gibi...