Bu Blogda Ara

Karşılaştırmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karşılaştırmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2012 Cuma

İki Kıyas

Toplumumuzun, Atatürk'ün ünlü sözündeki "muasır medeniyetler seviyesi"ne her alanda olduğu gibi spor alanında da ulaşabilmesi için örnek alması gereken yolun Avrupa'dan geçtiği aşikar. Ülkemizdeki spor anlayışının da %80'inden fazlası futbola ayrıldığı için -spor gazetelerinin sayfa dağılımı örnektir- futbol kültürünün temel ögelerinden olan forma kültüründe de Avrupa ligleri bizden çok çok ileri. Bu durumun ekonomiyle de alakası yok, sadece büyük Avrupa ülkelerinden geride değiliz sonuçta. Forma kültürümüzü oluştururken temel almamız gereken yer de, topa ilk vurulan o ada. Şimdi adadaki forma kültürüyle bizimkisini biraz kıyaslayacağım.

Premier Lig'de Sunderland - Arsenal maçı. Süper Lig'de Galatasaray - Kayserispor maçı. İngiltere'de deplasmanda oynayan takım, iç sahada oynayan rakibinin formasına göre forma giyer. Şortunu ve çorabını da, iç sahadaki takımın klasik kombinasyonunu bozmayacak şekilde seçer. Süper Lig'de neredeyse hiç göremediğimiz bir durum. Bizde ya iç saha takımı şortunu, o da olmadı formasını değiştirir (şuan oynanan maçta olduğu gibi); yada deplasman takımı gereksiz, kendi renklerinden biriyle tasarlanmış bir formayla işi kıvırır. Bizim maçtaki durum da bu. Kayserispor 6 sezondur siyah forma çıkarıyor. Bu dönemde beyaz formalarını beyazdan başka bir renkte şort ve çorapla giydiklerini hatırlamıyorum. Madem kombinasyon yapmıyorlar, bu maçta biz parçalının altına beyaz şort giyerken onlar da siyah formalarını giyebilirdi. İlla beyaz mı giyeceksin? O zaman rakibe göre şort giymen lazım. Ülkemizdeki deplasman takıma göre iç saha takımının kombinasyonunu seçmesi olayının son bulması lazım artık.

Premier Lig'de Aston Villa - Manchester City maçı. Süper Lig'de Orduspor - Galatasaray maçı. İngilizler iç saha kombinasyonlarını değiştirmeyi pek sevmezler. Özellikle son sezonlarda iki takımın da beyaz şort giydiği maçlara sık sık rastlıyoruz. 60'larda ve 70'lerde olduğu gibi önemli olan çorabın farklılığı, hakemler karıştırmasın diye. Bu maçsa uç bir örnek. City deplasman formasını giymesine rağmen, iç saha takımıyla aynı renk şort kullanmış. Hem de bu formanın asıl şortu beyaz değil. Deplasman formalarında farklı şortlar kullanılabilir. Hem tekdüzeliği bozar, hem de kombinasyon zenginliği olur; gözümüz gönlümüz açılır. Takım sarı formayı kırmızı şortla giyince mutlu olan, heyecanlanan bir bloguz biz. Deplasman formasında hep aynı renk şort giymemek normaldir, rakibe göre değişir. Hatta iç saha takımının beyaz şort giymesi koşuluyla  deplasmanda parçalı giydiğimizde de beyazdan farklı; kırmızı, siyah gibi alternatif şortlar kullanabiliriz (ama işi abartıp bir sezonda birden fazla alternatif şort da kullanılmaz). Sonuçta 30 yılı aşkın bir süredir parçalıyı farklı şortlarla sık sık giyiyoruz, beyaz şort son dört sezonu saymazsak geride kalmıştı. Ama en azından Arena'da veya Kadıköy'de Fenerbahçe'yle oynarken iki takım da beyaz şortunu giymeli. Klasik kombinasyonlarımızı bari dünyanın en büyük derbisi diye övündüğümüz maçlarda karşı karşıya görelim.


24 Şubat 2011 Perşembe

TAM PARÇALIYA GÜZEL BİR ÖRNEK

Aslında Galatasarayımız dışında yazmak çok fazla hoşuma gitmiyor ancak bu formayı görünce paylaşmadan edemedim.

İtalya ligini takip edenler bilir, Genoa da bizim gibi parçalı forma giyen bir takım. Ama formaları konusunda oldukça hassaslar. Önceki sezonlarını da inceledim, bizim gibi renk değişiklikleri veya firmaların kalıplarına mahrum bırakılma gibi durumlar söz konusu olmamış.

Bu seneki formaları da bizim hep arzuladığımız "tam parçalı" formalar için çok güzel bir örnek:


Asics'i oldum olası sevmişimdir. Zamanında İngiltere'de Blackburn ve Newcastle'ı da giydirmişlerdi, bende de var bir kaç forması ve oldukça kaliteliler zamanına göre. Zaten reklama değil, teknolojiye yatırım yapan bir marka olmuşlardır ve ne yazık ki ülkemizde "Onitsuka Tiger" model sneakerlar haricinde çok bilinmezler (voleybol dünyasını ayrı tutmak lazım tabii).

Genoa'nın resmi ürün satış sitesinin linki aşağıda:

http://store.genoacfc.it/IT/product/RE25010000-001

Bir inceleyin, gerçekten çok hoş bu forma.

8 Ocak 2011 Cumartesi

SINIRLI SAYIDA FORMALAR

Bu yazıda bahsi geçen formaların özellikleri özel formalar olmaları değil, sınırlı sayıda üretilmiş olmaları. Yani kimse çıkıp 100. yıl formamız da özeldi demesin. Sınırlı sayıda formaları ve yapılış amaçlarını biraz yazalım. Bunları yaparken sadece benim aklıma gelen takımlarından örnekler vereceğim. Eminim çok daha fazla vardır da, sadece benim aklıma gelen formaları yazayım.

Sınırlı sayıda yapılan formaların bir özelliği olması lazım. Bir amaç uğruna yapılmış, koleksiyon değeri taşıyan ve takımın özel bir günde veya sezonda 1-2 maçta giyeceği formalar olması lazım. Daha sonra bu tamamen farklı formaları sınırlı sayıda üretip, bu işlerle ilgilinen kişilere belli sayıda satışını yaparsın. Çok doğaldır ki fiyatı sezon içinde giydikleri formalarından daha yüksek olur. Bizim ki kadar uçuk olmasa da.

Mesela Barcelona'nın şu meşhur Mes logolu forması. 2009 yılında Juan Gamper Turnuvası için, sadece o turnuva için yaptırdığı ve
satışı sınırlı olan forması hiç kuşkusuz en meşhur sınırlı sayıda üretilen formaların başındadır. Barcelona sadece o turnuvada giyeceği formasını haftalar önce tanıtmış ve sınırlı sayıda satışa çıkartmıştı. Bambaşka bir tasarım ve sadece o turnuvada giyilecek olan bu forma, normal formalarının 2
katı fiyatla falan da değil, yanlış hatırlamıyorsam sadece 20 euro daha pahalıya satılmıştı.

Boca Juniors'un 105. yıl forması. Boca o sezon bildiğimiz formasını
giyiyordu, sınırlı sayıda 105.
yıllarına özel İsveç bayraklı temalı formayı yapmışlardı. Takım orijinal bildiğimiz formasını giymeye devam ediyor ancak dileyen bu sınırlı sayıda formaları satın alabiliyordu. Bambaşka bir teması ve tasarımı vardı. Takım sürekli olarak hiç bu formayı giymedi. Fiyatı ise normal formaları ile hemen hemen aynıydı.

İrlanda'nın göğüs kanserine destek amaçlı sınırlı sayıda ürettiği pembe forması. İrlanda bu formayı belki bir maç giydi, belki de hiç giymedi, takip etmedim. Ancak gelirinin tamamı bu hastalıkla mücadele için bağışlandı. Sınırlı sayıda üretildi, isteyen koleksiyoncular formayı satın aldı. Fiyatı ise normal formalarından fazla değildi.

İngiltere'nin 2011 forması henüz tasarlanmadan, İngiltere ünlü bir
modacıdan bu sınırlı sayıda yapılan formasını tasarlamasını istedi. Modacı üzerinde renkli haçlar bulunan bu formayı tasarladı ve sınırlı sayıda satışı yapıldı. Daha sonra aynı formayı değiştirerek milli takımlarına da uyarladılar. Fakat bambaşka tasarımda olan bu forma ilk olarak sınırlı sayıda çıkartılmıştı. Takım da giymemişti. Bu formanın fiyatı da orijinal İngiltere formasının 2 katı değildi.

Brondby'in Unicef forması. Takım bu formayı birkaç maç giydi, giyiliş amacı Unicef'e destek vermekti. Ancak sadece giyerek vermediler desteği. Sezon içindeki formalarından 6-8 euro arası daha pahalıya satılan bu formanın o fazla fiyatının bütün geliri Unicef'e bağışlandı.

Aklıma en son gelen Everton'un mor forması. Everton ile yardıma
muhtaç çocuklara bağış toplayan ingiliz firması Liverpool Unites kuruluşu arasında yapılan bir anlaşma sonucu bu forma doğdu. Sınırlı sayıda üretildi. Koleksiyoncular böylelikle hem sınırlı sayıda formaların sahibi oldular, hem de formaya ödedikleri para sayesinde bu kuruma katkı sağladılar. Fiyatı da normal Everton formalarından farklı değildi.

Benim aklıma bu formalar geldi. Tekrar söylüyorum, bunların özel forma olmaları burada yer bulmalarına sebep değil. Bu formaların ortak özelliği sınırlı sayıda üretilmeleri. Bu formaların hepsi o takımlar için yeniden ve sadece onlara özel tasarlandı. Bu formaların hiçbirini kulüp 1-2 maçtan fazla giymedi. Hepsi farklı şekilde tasarlandılar. Hiçbiri sezon forması değil anlayacağınız.

Bir de Galatasaray'ın sınırlı sayıda diye kakaladığı formasına bakalım; Bir amaç uğruna yapılmamış. Sezonun bundan sonraki sürekli iç saha forması olan ve Adidas tarafından seri üretimi yapılan çubuklu formasına, 25 kuruş bile harcanmayarak basılan bir TT Arena logosu ve Ajax takımının isminin yer aldığı ufak bir logo eklenerek oluşturulan sözde özel forma... Sezon formasından tek farkı bu logo. Yani Şampiyonlar Ligi maçlarında isteyen her takımın formasına işlediği rakip takım ismi ve maç tarihi logosu ile aynı mantığa sahip bir uygulama, aynı oranda da basit bir uygulama. Tasarım tek maçlık değil, tasarıma ekstra maliyet harcanmamış, formanın gelirinden herhangi bir sosyal yardım amacı güdülmemiş, bambaşka bir forma tasarlanmamış, sadece ütüyle rakibin adı basılmış. 2000 UEFA Finali formamızda bile Başarspor, maçın adını ve tarihi elleri ile dikmişti, bir emek vardı. Bu ise seri üretim.

Sağdaki 92, soldaki 175 lira !

Tamamen bambaşka bir forma olsa, mesela Calibra'nın dediği gibi Adidas ile masaya oturulsa ve nostaljik formanın birebiri yapılsa. Sadece o ilk maçta, sadece Ajax'a karşı giyilse, daha sonra da taraftara sınırlı sayıda satılsa ve o formanın fiyatı 175 lira olsa, belki tamam alınır derdim. Yukarıda ki formaların hiçbirinin sezon formalarının 2 katı fiyatında olmamasına rağmen derdim bunu. Ancak zaten seri üretimde olan, hiçbir tasarım farklılığı, kalite - kumaş farklılığı olmayan ve takımın 2. yarıda her maçta giyeceği bir formaya 25 kuruşluk baskıyı basıp formayı kakalamak akıl alır gibi değil.

TT Arena yapılırken 2 işçimiz hayatını kaybetti. İsimlerini yaşatacağız dediler, çocuklarına bakacağız dediler, yapılmıştır mutlaka. Benim önerim; elde edilecek gelirin tamamının hayatını kaybeden işçilerin ailelerine gönderilecek olan, tamamen bambaşka tasarıma sahip ve sınırlı sayıda üretilecek olan formaların yapılması. Örneğin 1000 tane siyah forma yapacaksın, yukarıda örnek verdiğim bütün formalarda olduğu gibi kutulayacaksın ve 175 liraya satacaksın. Hem isimlerini yaşatacaksın, hem gelirleri bağışlayacaksın. Sınırlı sayıda, takımın sürekli giymeyeceği, her zaman satılmayacak olan formalara da koleksiyonerler ve ilgilenenler sahip olacak. Böylelikle destek de çıkmış olacaklar.

Bu iş hakikaten kepazelik.

28 Ağustos 2010 Cumartesi

KIYAS



Hangi font Avrupa Parçalımıza daha iyi gitmiş ? Benim oyum bu sene kine. Tabi tek maç görebildik, o ayrı...

2 Temmuz 2010 Cuma

JUVENTUS 2003-2004


Juventus ile ŞL'de oynadığımız sezon Juventus'un away forması yukarıdaki formaydı. Somon rengin hala tam olarak nasıl bir renk olduğunu bilmiyorum. Benim için renkler net olanlardır. Yavruağzı, somon, lila vs... tam kestiremediğim renklerdir. Bir de işin içine tonlar girince daha da kafa yanıyor haliyle. Somon forma bilgisi geldiği zaman bana, Google'da arattım tam nasıl bir renk diye. Karşıma çıkan somon renk ile Galatasaray'ın giyeceği "somon formanın" renginin pek örtüşmediğini gördüm. Barcelona'nın geçen seneki away forması da somon değilmiş sanki, de ne renkti hala bilmiyorum. İşte tam bu sırada Nedved imdadıma yetişti. 2003-2004 sezonunda Juventus'un giydiği bu formanın rengi sanki bizim kinden daha bir somon.


Demek istediğim şu, uA foruma sızan forma parçası eğer gerçek ise -ki bizim kaynaklar da bu rengi onaylıyor- somon değil bu, pembe. Palermo forması ne kadar somonsa, bizim ki de bu kadar somon işte...


Juventus'un da böylelikle bu tarz bir renk denediğini de hatırlamış olduk. Üşenmeyip zamanında o formaya gösterilen tepkileri araştırmak lazım, ama üşenirim. Sanmıyorum çok aksi bir görüş olsun. Ayrıca onlar da tıpkı bizim gibi siyah şort ile kombine etmişler. Zaten bu tarz renkleri aynı şort ile kullanmak biraz yorucu olur. Siyah seçimi mükemmel. Daha biz şortlardan bir haber iken, yaklaşık 3 aya yakın bir süre önce siyah şort olması gerektiğini söylemiştik. Olmuş... Fakat sorun krem ile somonun benzer açıklıkta olması... Formalar çıksın, esas renkler ile onu da yazarız.

7 sene önce Juventus, son 2 senedir Bordeaux, geçen sene Barcelona... Bu renkler deneniyor, kullanılıyor... Kıyameti koparmaya gerek yok yani...


Edit: Ahmetcan güzel bir bilgi paylaştı, Juventus'un kuruluş renkleri pembe siyahmış. Bundan nasıl haberim yokmuş, utandım kendimden =) Teşekkür ederim...

31 Mart 2010 Çarşamba

O SENENİN MODASI


Takımlar farklı, renkler farklı, üretici firma bile farklı (Biri Puma diğeri Umbro). Ancak aynı sezonda, hemen hemen aynı tasarımı paylaşmış Galatasaray ve Beşiktaş. Gerek ortasında rengin kenarlara doğru gittikçe kaybolması, gerekse bütün logoların ortada toplanması bu 2 formanın birbirine, kalıpları falan alakasız olmasına rağmen, çok benzediğini gösteriyor. Her 2 forma da 2003-2004 sezonunda giyildi. Zamanının modası diyelim.

26 Mart 2010 Cuma

GELENEK BOZULMADI


Yaklaşık 2 hafta önce 4th formalarımızın son Adidas döneminde belli bir düzene göre sıralandığını yazmıştık. Önce o başlığı şöyle bir hatırlayın. O 2 hafta önceki yazımızda, 05-06 sezonundan beri yapılan 4th formalarımız; bir düz kırmızı, bir sarı-kırmızı detayları olacak şekilde, bir sezon öyle, bir sezon böyle sıralanıyordu. 5 sezon boyunca sıralamada hiç bir sapma yaşanmadı ve biz de bu bilimsel veriye ve sıralamaya bakarak :) gelecek sezon ki 4th formamızın sarı-kırmızı bir forma olacağını tahmin etmiştik. Bir kaç gün önce bana gelen bir mail doğrultusunda da, yeni sezon formalarımızın ANA RENKLERİNİ sizlerle paylaştık. Gördük ki 2010-2011 sezonu 4th formamız çubuklu olacakmış. Yani sarı-kırmızı renkler, bir formada 2 hakim renk olacak (tabi çubuklu formanın sarı-kırmızı olacağını düşünerek yazıyorum bunu).

GSStore tasarım ekibi bu dizilişi bilerek mi yapıyor, gelenek haline mi getirdiler bilinmez. Ancak ortada oldukça düzenli bir ve şaşmayan bir sıralama var. 4th forma her ne kadar gereksiz bir forma olsa da, ben oturtulmuş gelenekleri severim. Keşke bir sezon kırmızı, bir sezon sarı, bir sezon da sarı-kırmızı şeklinde devam eden bir geleneğimiz olsa. Ancak buna daha var sanki.

NOT: Resim sadece bir örnek, gelecek sezonki çubuklu formamızın nasıl olacağını bilmemize imkan yok. Tasarım Sühan Alp Aşık'ın tasarımıdır.

9 Mart 2010 Salı

GELECEK SEZON 4TH FORMA TAHMİNİ

09-10 Kırmızı

Biz blogca her sene 4 forma yapılmasına karşı olsak da, koleksiyoncu kanımız bir yandan seviniyor bu işe. Her ne kadar Dünya Forma Kültürü'nde 4th formanın yeri olmasa da, bizde yapılıyor her sezon. Lappap Hoca ile konuşurken, bu 4th formada, belki bilinçli belki de bilinçsiz, ancak düzenli bir sıralama olduğunu farkettik. Bu sıralama eğer devam ederse, seneye çıkması muhtemel 4th formamız sarı ile kırmızının birlikte kullanılmasından oluşan bir forma olacak.

08-09 Sarı Kırmızı

Biz Milat olarak son Adidas dönemini aldık. Yani 05-06 sezonunda başlayan dönem. Çünkü bu dönemden itibaren her sene 4 forma giymeyi standart hale getirdik. Şimdi bulunduğumuz sezondan, 05-06'ya kadar geri sayalım.

07-08 Kırmızı

09-10 sezonu 4th forması hepimizin bildiği gibi "Cesaret" temalı formamız oldu. Bu forma Düz tek renk bir forma. 08-09 sezonuna baktığımızda, 4th formamız 3 bant şeklinde olan sarı ile kırmızı detayların birlikte kullanıldığı bir formaydı. 07-08 sezonunda ise 4th forma, tıpkı bu sezon olduğu gibi, düz kırmızı bir forma oldu. 06-07 sezonunda kullanılan 4th forma, ki ben buna 2. home derim, çubuklu sarı kırmızı formamız oldu. 05-06 ise, serinin tam olmasa bile, hafif bozulmuş hali. Çünkü formada tek renk kullanılmış, ancak tonları farklı kullanarak çubuklu görünüm verilmiş. Fakat biz yine de tek renk kullanıldığı için bunu düzden sayıp seriye ihanet etmedik.

06-07 Sarı Kırmızı

Bilimsel yaklaşımımız bizim seneye çıkması muhtemel 4th formamızın, sarı ile kırmızı detayları birlikte içeren (çubuklu-3bant veya başka kullanım) bir forma olacağını düşündürdü. Ben aslında seneye artık bir sarı renk 4th forma istiyorum. Ancak bu renk 10 seneyi aşkın bir süredir formada tek olarak kullanılmadı ve yine ne yazık ki kullanılmayacak gibi duruyor. Eğer "cesaret" forma da bizim standart 4th rengimiz olarak kabul görmemişse, seneye düz bir 4th forma olmayacak sanki. Umarım değişik bir şey denenir, çubuklu yapılmaz.

05-06 Kırmızı

Bizim yaptığımız sadece tahmin. Kimse bize seneye giyilecek formaları göstermedi (keşke gösterseler :) ). Ancak böyle düzenli bir sıralama var. Bir kırmızı-bir sarı kırmızı diye giden... Aldığım duyumlara göre, bizi eskilere götürecek bir forma tasarlanmış. Benim tahminim füme, ancak bir sürpriz olup da sarı forma tasarladılarsa bu seri bozulmuş olur. Bekleyip göreceğiz.

17 Aralık 2009 Perşembe

GALATASARAY - FENERBAHÇE / FORMA - ARMA



Bu yazacaklarım tamamen kişisel görüşüm. Polemik falan yaratmak değil amacım. Zaten polemik yaratılacak bir durum da değil aslında da, bu 2 takımın ismi aynı yerde geçince illa ki bir durumlar oluyor.

Aslında çok kısa bir yazı. Benim kendi gözlemlerim bana bu 2 takım arasındaki bir farkı ortaya koyuyor. Fenerbahçe, formasını benimsemiş bir kulüp, Galatasaray ise armasını. Tabi ki her 2 kulüpte armasına ve formasına sahip çıkar. Yani birini yok saymaz. Ancak benim düşüncem Fenerbahçe için forması armasının bir adım daha önünde, Galatasaray için de arması formasının bir adım daha önünde.

88 Fenerbahçe forması

Fenerbahçe sarı lacivert renkleri aldığından beri her sezon aralıksız mutlaka ve mutlaka klasik çubuklu formasını üretmiş bir kulüp ve bunu home forması olarak benimsemiş, derbilerde de mutlaka çubuklusunu giyip çıkan bir ekip. Buna karşın Fenerbahçe formasına armayı 89 yılında kondurdu. Yani kuruluşundan 80 sene sonra ilk defa armasını formaya işledi. Daha önceki hiçbir Fenerbahçe formasında armasını göremezsiniz.

1926

50'ler

Galatasaray'a gelecek olursak. Düzgün bir şekilde yaklaşık 60 sene boyunca parçalı forma giyildi. Ancak parçalı yapılsa bile çubuklu da üretilmeye başlandı ve hatta bazı seneler çubuklu sürekli kullanıldı, parçalı bir kenara atıldı. Hatta yeni sezonlara da bakacak olursak bazı seneler parçalı forma hiç üretilmedi bile. Ancak buna karşın armasına oldukça sahip çıkan bir takım oldu Galatasaray. 1926 yılında çekilmiş bir fotoda bazı futbolcuların üzerinde armanın dikili olduğu gözleniyor. Bu yıllardan sonra 50'lere kadar aşağı yukarı her takımda olduğu gibi arma kullanılmadı formada. Ancak 1950 yılının ortalarından sonra armamız formaya dikildi ve daha sonra hiç çıkarılmadı. Yani formanın üzerinde armanın olmasına dikkat ediliyor.

Sonuç olarak Parçalı forma bizim için kutsaldır, Fenerbahçe için de arması kutsaldır. Ben sadece tarihe şöyle bir baktığım zaman böyle bir gözlem yaptım. Ne kadar katılırsınız bilmem. Sanki her iki takımın arması formasına göre ya da forması armasına göre ufak da olsa bir adım daha önde. Bir de şu örnek var mesela. Bir Fenerbahçeli hiçbir sezon acaba çubuklu yapılacak mı, yapılacaksa şekli şemali ne olacak diye düşünmez. Galatasaraylı bu dertleri yaşar yeni sezon başlarında. Parçalı yapılsa bile şekli şemali klasik görünümünde olmayabilir. Ancak şunu da söyler gururla; Mor renk forma olması önemli değil üzerinde arma olduğu sürece o bizimdir.

Benim kendi fikrime gelecek olursak, forma da en az arma kadar önemlidir ve kutsaldır.

11 Aralık 2009 Cuma

LIVERPOOL 3RD FORMA


Şimdi şöyle formalara çok alışığız aslında. Çünkü Galatasaray'da da kullanılan bir yöntem. İlk 3rd forma şekli; Takımına alakasız bir renk seçersin ve o renk formanın ana rengi olur, fazla yer kaplar. Sonra formanın çeşitli yerlerine kendi takımının renklerini iliştirirsin ki bu bence 3rd'de değil awayde yapılması gereken bir durum. Bu tip formaya örnek verecek olursak Galatasaray'dan, ben 98-99 füme ve 07-08 siyah formayı seçtim. Daha da çok var.


2. 3rd forma şekli ki bu doğru olandır; Takımınla alakasız bir renk seçersin ve o formanın tamamını kaplar. Kendi renklerinle alakan olmaz.


Bu yukarıdaki 2 3rd örneği sık karşılaştığımız durumlar. Ancak Liverpool öyle bir forma tasarlamış ki benim garibime gitti. Forma ne 1. ne de 2. anlattığım 3rd şekline uygun. Aşağıda resmini gördüğünüz forma bir Liverpool forması. Formada 3 renk var ve 3'ü de takımla alakasız renkler. Sanki siyah beyaz renklere sahip bir takımın 3rd forması gibi.


Şimdi bu tip bir 3rd forma bizde olsa ne olurdu. Mor formada kullanılan beyaz Adidas çizgilerini saymıyorum. Misal 98-99 sezonu füme formasının ortasındaki sarı kırmızı çizgiler siyah beyaz veya turuncu mor falan olsaydı. 3rd formanın alakasız renklerde olmasına karşı değiliz ancak Liverpool da abartmış zamanında.

5 Kasım 2009 Perşembe

ORTADA ARMA




Az önce lappapzade ile konuşuyorduk. Kendisi Barcelona delisi olduğundan ve Şampiyonlar Ligi maçları vs... takılırken, konu döndü dolaştı yine formalara geldi. Barcelona'nın hatırlarsınız, 100. yılında yaptığı arması ortada olan formasından bahsederken bana bir soru sordu. "Galatasaray'ın forma tarihinde arması ortada olan kaç sezonu var" dedi. Ben de 1 dedim. Evet Galatasaray'ın formalarında armasını ortaya koyduğu sadece 1 sezon var. Ben açık konuşmak gerekirse sevmem ortadaki logoları, Lappapzade ise bayılırmış meğerse... Sonra düşündük diğer takımları. Fenerbahçe'nin bildiğim kadarı ile hiç öyle forması yok. En çok ortadan logolu takım ise bu 3'ü arasında BJK. Birkaç sezonda birçok formasında ortadan logoyu kullanmış. 100. yıl formalarında, klasik çapraz Reeboklarda, ve 01-02 sezonu formalarında bu tip logo var.





Dünya'da da bazı takımlar logolarını ortaya koymayı çok sever örneğin Ajax; Home formasında hemen hemen hep armayı ortaya yerleştirmiştir, bazıları ise hiç bir zaman ortaya koymaz. 3. bir grup da, zaman zaman armayı ortaya alır, zaman zaman göğsün bir tarafına koyar. Kafasına göre değiştirir yani.




Bu konuda siz ne düşünürsünüz ? Örneğin gelecek sezon armamızın ortada olmasını ister misiniz ? Anket açmayacağım görüşlerinizi yorum kısmına yazabilirsiniz.

16 Ekim 2009 Cuma

ŞİMŞEK KARABÜK


1991-1992 Sezonunda giymiş olduğumuz şimşek formamızı, yine aynı dönem Umbro giyen birkaç Avrupa takımında görmüştüm. İlk defa Galatasaray dışında başka bir Türk takımının Şimşek formayı giydiğini görüyorum. Takım Karabükspor. Fakat Karabükspor bu muhteşem kalıba ! Galatasaray'dan iki sene sonra ulaşabilmiş. Bu formayı 1993-1994 sezonunda giymişler.


9 Ekim 2009 Cuma

BOLOGNA 100.YIL ANI FORMASI



Bologna'yı ve resimdeki adamı çok severim fakat konumuz bu değil. Bologna da tıpkı bizim 1908 serisi formamız gibi bir anı forması tasarlamış. 100. yıllarına özel ve 1909 yılındaki ilk formaları örnek alınarak yapılmış forma tıpkı bizim 1908 serisi formamız gibi Limited Edition. Belirledikleri sayı da 1909. Formayı incelediğimizde; Onların da ilk formaları tıpkı bizimki gibi parçalı ve tıpkı bizimki gibi tam parçalı; Yani kollar, yakalar, sırt-göğüs tamamen parçalı. Benzerlik bununla bitmiyor; Şortları da tıpkı bizim ki gibi beyaz renk ve çorapları da tıpkı bizim ki gibi renklerinden koyu olan kullanılarak yapılmış. Gerçekten lacivert yerine sarı konsa tıpkı bizim ilk formamız. (Cebi saymıyorum ne gerek varsa)


Formayı inceleyemedim doğal olarak fakat resimlerden gördüğüm kadarı ile kullanılan kumaş bizdeki gibi değil. Ya parlak kaliteli bir kumaş kullanılmış ya da forma kumaşı ile yapılmış. Yakından görmeden bir şey diyemeyeceğim. Fakat şunu söyeleyebilirim bizim ki gibi gömlek veya uzun kollu tişört görüntüsü vermiyor, daha bir forma gibi duruyor. He tabi bu ne kadar doğru, sonuçta o yıllarda forma kumaşı olmadığından standart gömleklerden veya bildiğimiz kumaşlardan yapılıyordu formalar.




Fakat yine de ben bu Bologna örneğini görünce kendi düşüncemi belirtmek isterim. Bizim 1908 serisi formamızın biraz daha formaya benzer yapılmasını tercih ederdim tıpkı Bologna gibi. Yani 1908 serisi formamızı koleksiyonuma dahi katmadığım anı formalarımın yerine, koleksiyonumun değerli bir bölümü olan Özel formalarım bölümüne katabileceğim bir forma olmasını dilerdim. Tabi bu adamların benim koleksiyonuma göre iş yapacak halleri yok fakat bu formanın daha özel olmasını isterdim. Hatta takımızın da en azından bir maça bu formayla çıkmasını isterdim (Tabi adam gibi forma olarak tasarlanmış haliyle). Örneğin Manchester United uçak kazasında kaybettikleri futbolcularının 50. yılı anısına geçtiğimiz yıllarda sadece 1 maça 50 sene önceki formaları ile çıkmışlardı. Ya da bir anı forması değil fakat yine bir Limited Edition örneği olarak Barcelona'nın Mes yazılı ve sadece tek maç giyilen sonra da sınırlı sayıda satışa sunulan forması gibi bir pazarlama tekniği ve daha özenli bir şekilde bir özel forma tasarlanabilirdi. Bu sayede çıkalı yıl olmasına rağmen hala satışı süren ve sadece 1908 adet satılan Limited Edition !!! 1908 serisi formamız storelarda bitmiş olabilirdi.





Bu arada belirteyim tasarım olarak 1908 serisi formamız gerçekten mükemmel, fakat buna forma demek içimden gelmediği ve daha çok formaya benzemesini istediğim için biraz tepkiliyim. Yoksa tasarım oldukça şık (birkaç kötü özelliği var örneğin sarı ile kırmızının yeri tartışılır fakat 1908 yılında da bu tam oturmamıştı bazı futbolcuların kırmızı-sarı formaları varken bazıları sarı-kırmızı formalara sahipti aynı maçta, diğer bir kötü özelliği yakalarının da parçalı olması lazım bunu atlamışlar). Zaten bir dünya para veriyorsun. Bologna sağ olsun bir yaramı daha deşti :)
Copyright © 2010-2014 galatasarayformalari.com - Tüm Hakları Saklıdır