Bu Blogda Ara

yakın dönem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yakın dönem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2025 Salı

Prototipler

Son yıllarda, Twitter'da önüme çıkan prototip formaların görsellerini bir kenara atıp biriktiriyorum. Daha çok süre geçmeden paylaşayım. Hepsini tek tek nerede, kimden gördüğümü yazamam belki ama, çoğunu Tam Parçalı, Semih Keçecioğlu, Yıldırım Yıldırımöz gibi isimlerin hesaplarında gördüm. Diğerleri de GsCimbom, GalatasarayArchiev gibi Galatasaray temalı başka hesaplardan, Esvaphane gibi yerlerden. Bazılarıyla ilgili bilgi var elimde, bazılarıyla ilgili yok; olanları zaten doğrudan yazdım. Bazıları belli oluyor zaten. Eğer bunlar haricinde bildikleriniz, görseli elinizde olanlar varsa yorumlara yazın, ekleyelim. Ya da ilave bilginiz varsa.  







1991-92, meşhur şimşekli formaların beyaz ağırlıklı versiyonu. Gerçi 'beyaz ağırlıklı' desem de, ön tarafın anca üçte biri beyaz. Ama diğer ikisinden biri yerine bu tercih edilse daha doğru olurmuş, o ayrı. 





1993-94'te sadece birkaç maçta giydiğimiz sarı üstü kırmızı çubuklu formanın kırmızı-beyaz versiyonu. 





1994-95 için hazırlanmış ama giyilmemiş olan beyaz forma. Önceki sezonun kırmızı formasının beyaz versiyonu da denebilir. 




1996-97 veya 1997-98 için hazırlanan damalı prototip. 1996-97'deki forma bolluğuna bir de bu tasarım girecekmiş neredeyse. 




Bu epey ilginç. 1999-2000 çubuklusunun füme yakasız versiyonu. Giydiğimiz versiyon seçilerek daha doğru tercih yapılmış, çünkü o koyu yaka, daha iyi bir renk dengesi kuruyor. 












Eğer 2001-2002'de Lotto'ya geçmemiş olsak giyeceğimiz set. Üçüncü sezonda da üst üste çubuklu tercihi, dördüncü sezonda üst üste füme tercihi; iki yıl sonra, UEFA Kupası'nın alındığı sezondakine benzer bir beyaz tercihi gibi, reklamın formaya uyumu gibi, çok fazla açıdan yorum yapılabilecek, üstünde konuşulabilecek bir potansiyel set. 






Mondragon'un imza töreninde görünen ama hiçbir maçta giymediğimiz tam parçalı(msı). Gövde kısmı tamam ama, kollar yukardan değil, yandan bölünmüş ve iki yanda da kırmızı taraf yukarda. Yakanın da kırmızı olmasıyla, ortaya kırmızı ağırlıklı bir parçalı çıkmış ama bu formayı da sahada göremedik hiç. 





2011-12'den. Kamp döneminde giyilen beyaz formanın kırmızı versiyonu. 










2012-13'ten. O sezonun parçalısı ile aynı kalıp. 













2013-14 sezonundaki füme formamızın beyaz ve turkuaz versiyonları. Fatih Terim'in turkuaz sevdasının devam ettiğini görüyoruz ama kabul edilmemiş. Turkuaz formanın yakasının siyah olması ilginç. 






2014-15 sezonundaki mor formanın kalıbında beyaz ve (koyu) kırmızı formalar. 




Bunu tam hatırlayamadım, not almamışım sanırım ama, 2014-15 Avrupa forması prototipi gibi bir şeydi sanki. 









2015-16'da giydiğimiz kırmızı formanın prototip versiyonları. Beyazın neden kabul edilmediğini tahmin etmek zor değil. 






2016-17'de sadece bir maçta giydiğimiz mor-ekru formamızın prototipleri. Üsttekini görmüş olabilirsiniz, epey yayılmıştı ortaya çıktığında. 










2017-18 sezonundaki beyaz formamızın prototipi. 





2021-22 beyaz prototipi. Seçilen beyazı düşününce (o da tam beyaz değil gerçi), doğru tercih yapıldığı görülüyor. 




2022-23 siyah prototip. İlk bakışta, "ulan biz zaten bunu giymedik mi," diyor insan. Fakat kol altındaki sarı ve kırmızı parçalar, giydiğimiz formada yok. Beyazda o parçalar var, muhtemelen ikisinde de aynı kullanım olmasın diye çıkartılmış. İyi de yapılmış. 






2023-24 sezonundaki Yüzüncü Yıl forması için prototip. Hatırlarsanız, ilk gelen bilgilerde 'düz kırmızı' olacağına dair bilgiler vardı. Demek ki bu forma kastediliyormuş. 






Son olarak da, eğer geçen sezon Puma'ya geçmemiş olsak giyme ihtimalimiz olan iki forma. Parçalının (artık bıktıran) iki parçalı olmaması güzel ama yakanın önceki parçalı gibi olması yine taraftar forması havası verecekmiş. İsabet olmuş giyilmemesi. 

14 Kasım 2020 Cumartesi

2001-02 Dökümü


Dökümlere devam ediyoruz. Bu kez forma tarihimizde Lotto giydiğimiz tek sezon olan 2001-2002. Yıllardır niye o sezon Lotto kullandığımızı merak ederim, geçenlerde bir Twitter muhabbetinde rast geldim: Lucescu sebep olmuş bu anlaşmaya. Ayrıca tüzük muhabbetleri yüzünden şövalye armayı kullanmaya başladığımız sezon olarak da başka bir önemi bulunmaktadır. O sezonun parçalısının siyah ağırlıklı olması ve kırmızı formayla sıkça kullanılan siyah şortun varlığını buna bağlayabiliriz. Ayrıca sadece o sezonda (beyaz formada) şövalye armanın beyaz fonla kullanıldığını da ekleyelim.

2001-02 sezonunda üç formamız vardı: Parçalı, beyaz ve düz kırmızı. Bu formaları toplam 6 kombinasyonla kullandık ama bunların dördü zaten kırmızı formanın. 





Teoride iç saha formamız belli olmasına rağmen, yanlış veya karmaşık kullanım konusunda bu sezon inanılmaz bir seviyede. Rakamlara geçelim.

Ligde durum şu:

Parçalı: 4
Beyaz: 18
Kırmızı altı beyaz: 6
Kırmızı altı siyah: 6

Yani iç saha formamızı yalnızca 4 kez giymişiz... Deplasman formamızı ise sezonun yarısından fazlasında... Böyle bir manzarada içerde şu giyilmiş, dışarda bu giyilmiş diye detaya inmeye bile lüzum yok. 



Kupada zaten tek maç var -- yukarıdaki fotoğraf. Erzurumspor'a karşı kırmızı altında beyazla çıkmışız.

Avrupa karnesi de pek parlak değil. O sezon malumunuz, iki grup aşamasında da oynama başarısı gösterip, çeyrek finalin kıyısından döndük. Önce ön elemede Levski Sofya'ya karşı iki maçta da kırmızı forma altına beyaz şortla çıkıyoruz. Ana sahnede manzara şöyle:

Parçalı: 3
Beyaz: 7 
Kırmızı altı beyaz: 1
Kırmızı altı siyah: 1

İkinci gruplarda beş kez beyazla sahaya çıkıyoruz. Gruptaki tüm takımlar benzer renklere sahip olduğundan deplasmanda beyaz giymemiz normal ama içerde de Barcelona ve Roma'ya karşı beyazla çıkmamız anlaşılır gibi değil.





14 Nisan 2020 Salı

1999-2000 Dökümü



Geçenki döküm postuna benzer şekilde yine bir videodan yola çıktım. Sonrasını Gugıl ve Milliyet Arşiv'den getirdim.

Bazı notlar var, direkt rakamları vermek olmaz. Bir kere Temmuz ayının sonunda oynanan TSYD Kupası maçlarında önceki sezonun parçalısı ve beyazı giyiliyor. Sezonun ilk maçında da, yani 7 Ağustos'ta, içerde Gaziantep'e karşı yine eski beyaz giyiliyor. Hattâ o gün ülkemize gelen Capone de, ertesi günkü imza töreninde parçalıyı giyiyor. 

11 Ağustos tarihinde ise Rapid Wien'le ilk maç oynanıyor. Burada ilk kez bir yeni forma görmekteyiz: Füme. 1998-2001 arası füme serisinin ikinci halkası. O güne dek ise herhangi bir forma tanıtım haberi yok.



Nihayet iki resmî maçın ardından ayın 13'ünde tanıtım yapılıyor. Çubuklu, beyaz ve füme. Son iki sezonda giyilen ve yeri sağlamlaşmaya başlayan parçalının yerine bu sezonda çubuklu hangi motivasyonla seçildi, bunu bilmiyoruz. Bir de ilginçtir, muhtemelen o anlık gelişen bir kombinasyon görülüyor: Çubuklu altı füme. Herhangi bir maçta bu kombinasyonu görmedik tabii ki.

Çubukluda iki farklılık var: Birincisi füme katkısı. Daha önce parçalıda siyah yaka filan görülmüştü ama bu bir ilk. Hem yaka, hem kollardaki üç çizgi bu renkte. İkincisi, kolların dış tarafının sarı renk olması ve çubukluda sarının hakim olduğu bir havanın yaratılması. Fenerbahçe ile rekabetten dolayı genelde kırmızı rengin vurgulandığını biliyoruz. O yüzden bu tip bir çubuklunun şimdilerde kabul edilme ihtimali sıfıra yakın.

1998-99'daki ideal üçlüden (yani parçalı-beyaz-koyu deplasman forması) sonra, bu kez çubuklunun dahil olduğu bir üçlü var. Fazlalık yok.




O sezonun lig dökümü şöyle:

Çubuklu: 29
Beyaz: 5

Toplam beş kez giyilen beyaz formanın dört kez içerde kullanılması biraz tuhaf. Göztepe, Antep ve Samsunspor'a karşı içerde beyaz giyip deplasmanda çubuklu giymek, Türkiye'deki forma kültürü yoksunluğunun güzel örnekleri. Adana ile daha garip -- hem içerde beyaz, hem dışarda. Çubukluyla ilgili tek kayda değer not şu. Füme hiç yok.





Kupada 5 maçta da çubuklu giyilmiş. Avrupa'da da gidişat bir parça ilginç.

Ön elemedeki iki maç ve grubun ilk dört maçında füme giyiliyor. Bunun sebebinin fümenin siyaha benzemesi ve bu şekilde bir yas ifadesi olarak kullanılması olduğunu düşünüyorum. İlk kullanımda, yani Rapid ile deplasmanda oynanan maçta henüz deprem gerçekleşmemiş, orası için bir açıklama bulamayız tabii. 

Hertha Berlin ve son Milan maçında çubuklu var. Sonrasında UEFA macerası başlıyor ve Leeds ile karşılaştığımız ve malum olduğu üzere iki maçta da çubuklu giydiğimiz yarı final turu hariç, içerde çubuklu-dışarda beyaz şeklinde gidiliyor. Finalde de beyaz giyiyoruz. 


Bu beyaz, tabii, sembol hâline geliyor. Neuchatel beyazını bile geçerek. Beyaz rengin yeri forma tarihimizde ve kültürümüzde geri dönüşü olmayacak şekilde sağlamlaşıyor. Önceki sezonla birlikte toplamda iki sezon göğüs reklamı olarak formalarımızda bulunan Marshall'ın da, hemen hemen tüm taraftarların gözünde gelmiş-geçmiş en ideal forma reklamımız olarak yerini aldığını belirterek postu bitirelim. 

21 Kasım 2019 Perşembe

Maç Günü


Galatasaray Dergisi'nin 14. sayısında bizim emektar malzemeciler Veli ve Hasan ile yapılmış bir röportaj var. Günümüz için geçerli olmasa da, bir dönem bu işlerin nasıl yürüdüğüne dair güzel malumat.

"Ali Sami Yen'de bir maç günü"nü soruyor röportajı yapan kişi. Hasan Çelik cevap veriyor:

Takım maçtan önceki gece kampa girer. Biz Florya'da kalmayız. Son antrenmandan sonra eve gideriz. Maç günü öğle yemeği sonrası stada hareket etmek üzere hazırlıklarımızı yaparız. Üç tip formanın da takımlarını götürürüz stada. Maçtan önce soyunma odasında hocamız karar verir hangi formayla çıkılacağına. Maç kadrosunda olmayan oyuncular ve sakatlığı bulunanların maç sabahı yapacağı antrenman için malzemeleri hazırlarız. Kulübün tahsis ettiği özel araçla maçtan 3 saat önce stada geliriz. Biz maçtan 2 saat önce soyunma odasını hazır ederiz. Takım da zaten maçtan 1.5 saat önce soyunma odasına gelir. Maç malzemesi tek tek oyuncuların sıralarına bırakılır. Hava şartlarına göre eşofman ve yağmurlukları, eldivenleri, yedek kulübesindekiler için anorakları hazır ederiz. Saha durumuna göre kramponlar hazırlanır. Takım ısınmaya çıktığında Veli onlarla beraber gider. 4. hakem forma kontrolü için gelir. Rakip takımla tutan renkler olduğunda, evsahibi biz olduğumuz için seçim hakkı misafirindir. 




23 Eylül 2019 Pazartesi

Avrupa Forması Üstüne Düşünceler



Galatasaray taraftarının, rakip taraftarlara karşı en büyük övünç kaynağı, muhtemelen Avrupa başarılarıdır. Sonuçta Türkiye çapında bir futbol ülkesinde oralara çıkabilmiş tek kulübüz. Bunları durduk yere övünmek için söylemiyorum. Bizim Avrupa kupaları ile diğerlerinden biraz daha farklı bir ilişkimiz var. Bu da formalar açısından da yaklaşımı etkileyebilecek bir durum.

Şimdiye kadar bir 'Avrupa iç saha forması' giymedik hiç. Bunu yurtdışında bazı takımlarda görebiliyoruz. Yakın dönemde 3. formalar falan da "Avrupa kupaları için tasarlandı" gibi ifadelerle tanıtıldı ama bunun dayanağı yok tabii. Tamamen reklam amaçlı. Dravdan isimlendirme. Böyle bir tercih şart mı, olursa nasıl olur, hangi mantıkla olur ya da olmalı, bir ele alalım dedik. Çook önceleri ufaktan bir bahsetmişiz ama yetersiz tabii.




Önce tarihimizde buna benzer uygulamalar var mı, ona bir bakalım.

-- İlk akla gelen Neuchatel maçındaki o meşhur beyaz. Ama o işin aslının şöyle olduğunu hemen belirtip geçelim.

-- Sonrasında 1994-95'e geliyoruz. Yaşı yetenler o yakalı düz sarı ve düz kırmızı formaları hemen hatırlayacaktır. O yıllarda bizde forma işleri iyice karman-çorman bir hâle geldiğinden, ortalık tek maçlık formalarla dolu olduğundan, bu formalar için 'Avrupa kupası forması' demek mümkün mü, hiç emin değiliz. Hem de lig için de düz sarı ve düz kırmızı formalar varken bunları giymek, işi iyice tuhaflaştırıyor.

-- Tek maçlık Sion beyazı. 1997-98. Galatasaray forma tarihiyle ilgilenenlerin çoğunun aklında farklı bir yere sahip olan, aşırı sade ve şık, polo yakalı beyaz forma.

-- Ardından 98-99 ve meşhur füme var. Bu formayı yanılmıyorsam sadece ön elemede ve Ş. Ligi'nde giydik. Toplam beş kez: ön elemede iki Grasshoppers maçı; grupta Juventus deplasmanı, Rosenborg deplasmanı ve içerideki Athletic maçı -- içerideki maçta da (zorunlu olarak) beyaz çorapla kombinlenip hepten farklı bir görüntüye kavuştuğunu ekleyelim.
Ama bu formanın diğerlerinden farklı bir konumu olduğunu belirtelim. Bu forma, günümüz için bile şık bir uygulamayla, üzerinde '98 Şampiyonlar Ligi forması' yazan bir kutu ile satıldı (şuradan o kutuyu ve bu formanın ilk hâlini de görebilirsiniz). Ama ana renkler hariç Avrupa forması olur mu, bu bir tartışma konusu tabii. Fakat renk açısından da başlı başına bir yenilik olan bu formanın, isimlendirme açısından da bir öncü olduğunu belirtmemiz gerek. Bu açıdan belki de tek Avrupa formamız diyebiliriz.

-- Arkasından yine bir füme, 1999-2000 üçüncü forması var. Bu forma, gruplarda önceki sezonki fümeden bir fazla giyiliyor. İlaveten de ön elemede Rapid Wien'e karşı iki kez. Ve yanlış bilmiyorsak yine ligde giyilmiyor. Bu dönemde 3. forma geleneği yavaş yavaş da olsa yerleşiyor. Füme formanın gruplardan elendikten sonra UEFA macerasında hiç giyilmemesi de tuhaf. Çünkü sıra olarak iç saha takımı biz görünmemize karşın, biz füme giysek, en azından Arsenal birinci formasını giyebilirdi.

Sonrasında ise bu tip 'özel' durumlar yok gibi. 1998-99 ve 1999-00 sezonlarında fümelerin bu kadar çok giyilmesini, yeni olmalarına ve gerek karar vericiler, gerek taraftar arasında ilgi çekmesine bağlayabiliriz. Çünkü şöyle bir bakınca, neredeyse hiçbirinde özellikle o formaları giymemizi gerektiren bir durum yok.



İşin diğer tarafına gelelim. Bizim geleneksel iç saha formamız parçalı forma, malum. Fakat çeşitli sebeplerden, bu parçalı formaya hep bir ortak çıkıyor. Vaktiyle, nedendir bilinmez, düz tek renk formalar giyilmiş, çubuklular olmuş. Üretici veya kulüp de, kimi zamanlar bunların tercih etme yoluna gidiyor. Yorumuna girmiyorum fakat, bu parçalı harici sarı-kırmızı, sarı, ya da kırmızı formaların seveni de hiç az değil. Biz diyoruz ki, Avrupa forması, eğer yapılırsa, bu düz veya çubuklulardan biri olsun. Böylece hem parçalı formanın yeri sağlamlaşmış olur, bir seri yakalayıp gözler de iyice alışır; hem de o diğer tasarımlar bir şekilde kullanılmış olup, başka bir mecrada kullanılır ve onları seven taraftar da memnun edilmiş olur.

'Avrupa forması' derken, kendi renklerimizde, tarihimizde bir şekilde kullanılmış diğer tasarımların yer bulacağı bir alandan bahsediyoruz. Diğer renklerin yok yere 1. forma yapılacağı bir uygulama değil. Buna zaten gerek yok. Deplasman formaları ve alternatif formalar, her ne kadar tarihinde önemli bir yere sahip olsa da, seninle özdeşleşse de, sonuçta iç saha formasını kullanamadığın durumda giyilen bir formadır.

Biz kendimize büyük kulüp diyorsak, bunu sağlamanın yollarından biri de oturmuş bir kültüre sahip olmak. Bunun araçlarından biri de forma. Belki en önemlisi forma. Çünkü --akıl almaz bir şekilde buna yeterince önem verilmese de-- seni diğerlerinden ayıran en önemli unsur bu. Sahada seni gösteren, tanıtan, senin kim olduğunu anlatan şey formandır. Bakın işin kombinasyon kısmına girmedim bile. Yeter ki parçalı bir otursun. Belki zamanla şort ve kombinasyon meselesi de hallolur. Şimdi bahsettiğimiz açıdan elde bulunan örneklere bakalım:

-- En yakından gidelim. Borussia Dortmund, 2013'ten beri Ş. Ligi için de forma çıkartıyor. Bazen bu çubuklu oluyor. Çoğu kez de o sezon asıl iç saha forması neyse, onun biraz değişiği bir düz sarı. Gayet hoş bir uygulama. Muhtemelen satışlara da etkisi vardır.

-- 2000'lerin ortasında Bayern Münih yapmıştı. Bazen bordo, bazen siyah, bazen de mavi katkılı şekilde.

-- Son iki sezondur Napoli, iç saha ve deplasman formasının bazı yerlerini farklı renk yaparak Ş. Ligi'nde giyiyor. İlginç fikir açıkçası. Özellikle bu sezon sonuç gayet iyi.

-- Salzburg bu sezon için özel bir set çıkarmış. Tasarım anlamında pek parlak olmasa da --günümüz itibariyle Nike ile anlaşmalı olmanın getirisi-- Avrupa'ya özel iki forma, güzel.

-- Ve bu alanın bayrak taşıyanı: Sevilla. Özellikle 2000'lerin sonunda Joma'nın Avrupa'ya özel, çok da orijinal ikililer tasarlamasıyla zirveye ulaşan gelenekleri, 2010'lardaki UEFA üçlemelerinde de devam etti. Hâlâ her finallerinde tasarım olarak çok farklı olmasa da özel forma giyiyorlar. Bu harika bir şey.

Tabii bu işin üreticiyle olan kısmını bilmiyorum. Salzburg'a yapmışlar, bize niçin olmasın? Son dönemde kendileriyle aramız pek iyi değil, malum. Belki ilerde, ya da başka bir marka ile anlaşınca bu konu belki gündeme getirilir yetkililer tarafından.



Şimdi de 90'lar ve 2000'lerde hangi formalar bu söylediğimiz kapsamda kullanılabilir(di), bir bakalım:

Öncelikle 90'larda giydiğimiz bütün o düz formalar bu konsepte uygun. Ayrıca 1994-95'teki parçalı-çubuklu da bu yönde kullanılabilirdi. Sonraki sezon siyah şortla kombinlenen çubuklu keza. 1996-97'deki çoğunluğu kırmızı, bir yanı sarı olan forma da bu amaca uygun. 2000-2001'deki füme destekli düz kırmızı keza öyle. 2001-2002 ve 2003-2004'te gördüğümüz düz kırmızı altı beyaz ve siyah şortlar da illa denenecekse Avrupa'da denenebilecek formalar. 2000'lerin başındaki çubuklu furyasında giyilen tüm formalar yine bu gruba giriyor. 2005-06, 2007-08, 2009-10, 2011-12, 2012-13, 2013-14 sezonlarında görülen düz sarı ve kırmızılar da dahil edilebilir. Artık o dönemleri geçtik diye düşünüyoruz ama, 2008-2009'daki çubuklumsu forma da Avrupa'da giyilebilir, parçalının yerini işgal edeceğine.

2010-2011'de giydiğimiz, Ali Sami Yen'in son sezonu anısına tasarlanan siyah şortlu çubuklunun bu amaca en uygun formalardan birisi olduğunu düşünüyorum. Gerek çubuklu olması, gerek siyah şortla tamamlanması, herhangi bir sezonda Avrupa için giyilebilecek en doğru formalardan birisi olur.

Ya da 2001-2002 ve 2003-2004 parçalılarını ele alalım. Siyah ağırlıklı parçalılar. Normal, parçalının birinci forma olduğu bir sezonda, bunlara benzer bir parçalı, Avrupa forması olabilir mi? Gayet de iyi olur.



Şimdilerde Nike'ın son birkaç sezonda ortak tema ile tasarladığı üçüncü formalar biraz daha Ş. Ligi için yapılır gibi oldu. Tanıtım tarihi de ona göre ayarlanıyor. Ama sonuçta bunlar üçüncü forma, toplasan en fazla 6-7 kere giyiyorsun. Ki zaten 2000'lerin sonundan bu yana büyük markalar üçüncü formayı 'European away' veya 'UCL kit' gibi isimlerle tanıtıyor, "arada kaynamasını" engellemeye çalışıyorlardı. Aynı yere varıyor yani.

Bizim forma tarihimiz, biraz da forma geleneğimiz, ayrı, özel bir Avrupa forması giymek için uygun. Son yıllarda bazı şeyler oturtuldu şükür. 4. formayı görmüyoruz. Ana renklerde parçalı hariç forma da gün geçtikçe azalıyor. O kontenjanı buraya yöneltebilirsek, güzel bir yenilik olarak forma geleneğimiz içerisine yerleştirebiliriz. Hem işin ekonomik yönü de var.
Copyright © 2010-2014 galatasarayformalari.com - Tüm Hakları Saklıdır