Bu Blogda Ara

14 Kasım 2020 Cumartesi

2001-02 Dökümü


Dökümlere devam ediyoruz. Bu kez forma tarihimizde Lotto giydiğimiz tek sezon olan 2001-2002. Yıllardır niye o sezon Lotto kullandığımızı merak ederim, geçenlerde bir Twitter muhabbetinde rast geldim: Lucescu sebep olmuş bu anlaşmaya. Ayrıca tüzük muhabbetleri yüzünden şövalye armayı kullanmaya başladığımız sezon olarak da başka bir önemi bulunmaktadır. O sezonun parçalısının siyah ağırlıklı olması ve kırmızı formayla sıkça kullanılan siyah şortun varlığını buna bağlayabiliriz. Ayrıca sadece o sezonda (beyaz formada) şövalye armanın beyaz fonla kullanıldığını da ekleyelim.

2001-02 sezonunda üç formamız vardı: Parçalı, beyaz ve düz kırmızı. Bu formaları toplam 6 kombinasyonla kullandık ama bunların dördü zaten kırmızı formanın. 





Teoride iç saha formamız belli olmasına rağmen, yanlış veya karmaşık kullanım konusunda bu sezon inanılmaz bir seviyede. Rakamlara geçelim.

Ligde durum şu:

Parçalı: 4
Beyaz: 18
Kırmızı altı beyaz: 6
Kırmızı altı siyah: 6

Yani iç saha formamızı yalnızca 4 kez giymişiz... Deplasman formamızı ise sezonun yarısından fazlasında... Böyle bir manzarada içerde şu giyilmiş, dışarda bu giyilmiş diye detaya inmeye bile lüzum yok. 



Kupada zaten tek maç var -- yukarıdaki fotoğraf. Erzurumspor'a karşı kırmızı altında beyazla çıkmışız.

Avrupa karnesi de pek parlak değil. O sezon malumunuz, iki grup aşamasında da oynama başarısı gösterip, çeyrek finalin kıyısından döndük. Önce ön elemede Levski Sofya'ya karşı iki maçta da kırmızı forma altına beyaz şortla çıkıyoruz. Ana sahnede manzara şöyle:

Parçalı: 3
Beyaz: 7 
Kırmızı altı beyaz: 1
Kırmızı altı siyah: 1

İkinci gruplarda beş kez beyazla sahaya çıkıyoruz. Gruptaki tüm takımlar benzer renklere sahip olduğundan deplasmanda beyaz giymemiz normal ama içerde de Barcelona ve Roma'ya karşı beyazla çıkmamız anlaşılır gibi değil.





14 Nisan 2020 Salı

1999-2000 Dökümü



Geçenki döküm postuna benzer şekilde yine bir videodan yola çıktım. Sonrasını Gugıl ve Milliyet Arşiv'den getirdim.

Bazı notlar var, direkt rakamları vermek olmaz. Bir kere Temmuz ayının sonunda oynanan TSYD Kupası maçlarında önceki sezonun parçalısı ve beyazı giyiliyor. Sezonun ilk maçında da, yani 7 Ağustos'ta, içerde Gaziantep'e karşı yine eski beyaz giyiliyor. Hattâ o gün ülkemize gelen Capone de, ertesi günkü imza töreninde parçalıyı giyiyor. 

11 Ağustos tarihinde ise Rapid Wien'le ilk maç oynanıyor. Burada ilk kez bir yeni forma görmekteyiz: Füme. 1998-2001 arası füme serisinin ikinci halkası. O güne dek ise herhangi bir forma tanıtım haberi yok.



Nihayet iki resmî maçın ardından ayın 13'ünde tanıtım yapılıyor. Çubuklu, beyaz ve füme. Son iki sezonda giyilen ve yeri sağlamlaşmaya başlayan parçalının yerine bu sezonda çubuklu hangi motivasyonla seçildi, bunu bilmiyoruz. Bir de ilginçtir, muhtemelen o anlık gelişen bir kombinasyon görülüyor: Çubuklu altı füme. Herhangi bir maçta bu kombinasyonu görmedik tabii ki.

Çubukluda iki farklılık var: Birincisi füme katkısı. Daha önce parçalıda siyah yaka filan görülmüştü ama bu bir ilk. Hem yaka, hem kollardaki üç çizgi bu renkte. İkincisi, kolların dış tarafının sarı renk olması ve çubukluda sarının hakim olduğu bir havanın yaratılması. Fenerbahçe ile rekabetten dolayı genelde kırmızı rengin vurgulandığını biliyoruz. O yüzden bu tip bir çubuklunun şimdilerde kabul edilme ihtimali sıfıra yakın.

1998-99'daki ideal üçlüden (yani parçalı-beyaz-koyu deplasman forması) sonra, bu kez çubuklunun dahil olduğu bir üçlü var. Fazlalık yok.




O sezonun lig dökümü şöyle:

Çubuklu: 29
Beyaz: 5

Toplam beş kez giyilen beyaz formanın dört kez içerde kullanılması biraz tuhaf. Göztepe, Antep ve Samsunspor'a karşı içerde beyaz giyip deplasmanda çubuklu giymek, Türkiye'deki forma kültürü yoksunluğunun güzel örnekleri. Adana ile daha garip -- hem içerde beyaz, hem dışarda. Çubukluyla ilgili tek kayda değer not şu. Füme hiç yok.





Kupada 5 maçta da çubuklu giyilmiş. Avrupa'da da gidişat bir parça ilginç.

Ön elemedeki iki maç ve grubun ilk dört maçında füme giyiliyor. Bunun sebebinin fümenin siyaha benzemesi ve bu şekilde bir yas ifadesi olarak kullanılması olduğunu düşünüyorum. İlk kullanımda, yani Rapid ile deplasmanda oynanan maçta henüz deprem gerçekleşmemiş, orası için bir açıklama bulamayız tabii. 

Hertha Berlin ve son Milan maçında çubuklu var. Sonrasında UEFA macerası başlıyor ve Leeds ile karşılaştığımız ve malum olduğu üzere iki maçta da çubuklu giydiğimiz yarı final turu hariç, içerde çubuklu-dışarda beyaz şeklinde gidiliyor. Finalde de beyaz giyiyoruz. 


Bu beyaz, tabii, sembol hâline geliyor. Neuchatel beyazını bile geçerek. Beyaz rengin yeri forma tarihimizde ve kültürümüzde geri dönüşü olmayacak şekilde sağlamlaşıyor. Önceki sezonla birlikte toplamda iki sezon göğüs reklamı olarak formalarımızda bulunan Marshall'ın da, hemen hemen tüm taraftarların gözünde gelmiş-geçmiş en ideal forma reklamımız olarak yerini aldığını belirterek postu bitirelim. 

6 Nisan 2020 Pazartesi

70'ler Beyazı


Genelde videolu post koymuyoruz gerek olmadığı için ama bunlar numunelik. Trt Arşiv'de denk geldiğimiz, 70'lerden iki maç özeti. Üstteki iç sahada Eskişehirspor, alttaki de İzmir'de Göztepe maçı. Şu postta fotoğrafı bulunan beyaz formayı, iki maçta da kırmızı çorapla kombinlenmiş şekilde, rahatça ve maç atmosferinde görme şansı buluyoruz


1 Nisan 2020 Çarşamba

Beklenmedik Beyaz Çorap


Youtube'da denk gelen bir video: 1999-00 sezonundan dokuz maçın özet görüntüleri. Açtım. İlk maç. 15 Ekim'de içerde oynanan Antalyaspor maçı. Bir gariplik var. Çubuklu formayı giymişiz olması gerektiği gibi, ama aşağıda bir beyazlık var. Hemen belli olmuyor ama bembeyaz durumdaki Antalya'nın da çorabı kırmızı. Sebebini bilme ihtimalimiz yok ama manzaranın tuhaflığı ortada.


Eski postlarımızda var çokça: Yeni ortaya çıkan formalar, ilk kez görülen kombinasyonlar vs. Bunu ilk kez gördük mesela. Haberimiz yoktu. Birçok formaseverin de yoktur eminim. Ki nispeten yakın dönem. Öyle 70'li yıllar filan değil. Gözden kaçmış demek ki.


Aklıma şu 2003-2004'teki meşhur Samsunspor maçı geldi. Bizim açık mavi, Samsun'un Ajax stili beyazla çıktığı maç. Seremoniye çıktıktan sonra içeri girip parçalıyı giymişti Galatasaray. Acaba burada da öyle bir şey mi oldu? Bir diğer ihtimal, Antalya'nın sadece bu parçalarla gelmesi.

Bu keşiften bir gün sonra ise Twitter'da şu fotoğrafa denk geldim:


Tivit altında yazanlardan yola çıkıp maçı buldum. 1983 yazında oynanan TSYD Kupası'nda, Fenerbahçe ile oynanan ve 1-1 berabere kalınan maçtan. Mustafa Denizli'nin Galatasaray oyuncusu olarak sahaya çıktığı tek sezon. Bu kez parçalı forma ve kırmızı şortun altına beyaz şort giyilmiş. Şurada da yan cepheden bir foto var.

Bir de Google araması yapayım dedim, kupa ismini filan yazıp. O maçla ilgili olmasa da, konuyla ilgili başka bir veriye ulaştım:


(Bunu alıntıladığım yer, Galatasaray hakkında başarılı bir arşivcilik çabası yürüten Cimbombom Arşiv isimli hesap. Yukarıdaki link de oradan.)

Bu fotoğraf da o sezonun ilk maçından. Karagümrük'ün 4-0 yenildiği maçtan. Yine parçalı ve kırmızı şort altına beyaz çorap. Beyaz çorap da, üstündeki sarı-kırmızı parça çok büyük olan bir beyaz. O dönem için yenilikçi bir çaba. Hiç alışılmadık bir görünüm.

Deşilirse o dönemden birkaç maçta daha bu manzara görülebilir gibi geldi. Biz postu burada bitirelim. Ama ya ardından bir post daha gelir, ya da güncelleme yapılır.

21 Ocak 2020 Salı

1996-97 Dökümü ve Başka Şeyler



Geçenlerde Youtube'da bir video denk geldi, söylemesi ayıp. Açtım. Bir baktım maç maç gidiyor. 1996-97 sezonunun hikayesi. Başlarda hoca dahil birkaç kişinin yorum veya demeçleri. Sonrası neredeyse tamamen maçlar. Bir kupa maçı ve Cumhurbaşkanlığı kupası hariç, 34 lig maçı. Goller falan. Hagi yeni gelmiş. Bir yerden sonra aklıma kayıt tutmak geldi. Belli bir zamandan önce, elde görüntü az olduğu için, toplamda ne giyilmiş-ne olmuş, tam bilmiyoruz, formalardan haberdar olsak da. Vaktiyle sağolsun Calibra o sezonu kaydetmişti bloga. O zaten giyme yoğunluğuna göre sıralamış. Ben de bu kez detayına girmiş olayım, biraz da yorum katayım.

Öncelikle eksikten başlayalım: Beyaz forma yok. Şortta tamamlayıcı olarak varlığını koruyan siyah hariç, sarı-kırmızıdan başka renk yok. Belki erken dönemler nispeten ama, yani bir sürü forma giyip bir tane beyaz olmaması... O sezonki lige bakınca, misal bu sezonda olduğu gibi üç tane sarı-kırmızı, iki de turuncu renklere sahip takım yok. Bu bir faktör olabilir; ama ligde Gaziantep, Gençlerbirliği, İstanbulspor, hatta Ç. Dardanel var. Fakat yerleşik forma kültürü olmadığı için, adam kendi evinde deplasman formasını giyiyor, sen de zorda kalmıyorsun.

Şimdi de hangi formanın kaç kez giyildiğine geçelim. Fotoğraf koymaya gerek yok, şurada hepsi var. Hattâ oradaki sırayla yazıyorum.

Parçalı: 13
Sarı: 8
Kırmızı: 5
Çubuklu: 4
Diğer sarı: 2
Diğer (düz) kırmızı: 2

Videoda yer alan diğer iki maç da, meşhur, penaltıları 18-17 biten Gençlerbirliği ile oynanan kupa maçı ve Fenerbahçe ile oynanan, ertelenmiş olan Cumhurbaşkanlığı Kupası maçı. Gençlerbirliği maçında sarı, Fenerbahçe'ye karşı ise parçalı giyilmiş.

Nerede ne giyildiği konusunda kesinlikle bir düzen yok. İçerde sarı da giyiliyor, parçalı da; o dönem için ilerici bir tasarım olarak sayılabilecek, üç şeridin sol taraftan dikine indiği kırmızı forma da. Hani son birkaç yılda yine o konudaki monotonluğu bozacak çözümler buluyor veya 90'ların tasarımlarını yeniden diriltiyor ya Adidas, bu da mesela orijinal bir çözüm. Yine giyse keşke birileri.

O formada sıradan Adidas görünümü dışına çıkılırken, ligin ikinci yarısında giyilen düz sarı ve düz kırmızılarda tam tersine, hem omuz ve kollarda, hem de koltuk altı ve yanlarda üç çizgi var. Duble yol. Bu formalar toplam 4 kez giyiliyor.


İşin içine şortlar da girince, kombinasyon sayısı da artıyor hâliyle. Parçalı, üç şortla da (siyah, kırmızı, sarı) giyiliyor. Az önce bahsettiğimiz kırmızı forma, sarı ve kırmızı şortla kombinleniyor. Çubuklu yalnızca siyah şortla giyiliyor ve o nostaljik görüntü korunuyor. Çorap açısından ise pek fazla farklılık yok. Neredeyse tamamen, şortla aynı oluyor.

Sezon boyu genelde kaotik giden tercihler görüyoruz. Arka arkaya giyme konusunda ise, bir tek ligin sonundaki 7 maçta parçalı giyerek bir seri ortaya çıkıyor. İlkinde kırmızı şort, en son 6 maçta da siyah şort giyerek, bir nevi, sonraki sezon için ortamı hazırlıyorlar.

Ayrıca bu sezondan itibaren, giyilen forma sayısı yavaş yavaş normale dönüyor. 1997-98'de de iki farklı set gördükten sonra nihayet 1998-99'da üç forma giyiyoruz ve daha da önemlisi ideal bir sete kavuşuyoruz ki bu, tarihimizde bir ilk.


Son olarak da, sezon sonunda muhtemelen Adidas için yapılan poster çekiminde ilginç bir şey fark ediyoruz. Hocaların üstünde, 1997-98 sezonu başında Ş. Ligi elemesinde Sion'a karşı içerde giydiğimiz beyazın uzun kollu versiyonunu görüyoruz. O dönemde yeni formaların önceki sezonun sonunda gelmesinin ihtimal dışı olduğunu düşünürsek, 96-97'nin ikinci yarısında bu beyazın da elde hazır olduğunu varsayabiliriz. O sezonun ikinci yarısında giyilmeye başlanan çubuklu ve o iki düz forma ile birlikte gelmiş olabilir. Ve bu formayı yalnızca adı geçen maçta giydiğimizi düşünürsek, belki de daha fazla görebilirdik o güzelliği. 
Copyright © 2010-2014 galatasarayformalari.com - Tüm Hakları Saklıdır