Bu Blogda Ara

24 Mayıs 2019 Cuma

Siyahın Uğuru

Şampiyonluğumuz kutlu olsun. Bizim açımızdan şampiyonlukla ilgili bahsedilmesi gereken, siyah formanın uğuru.


Belli bir dönemden sonra siyah renkle ilişkisi bulunan bir takım olarak, ilk siyah formamızı 2005-2006 sezonunda giymemiz esasen biraz enteresan. Bunun arkasında birçok sebep sayılabilir tabii -- ülkede forma kültürünün salyangoz hızıyla ilerlemesi en muhtemeli. Belki de o dönemde armamızın da siyah olmasından çıkışla, nihayet o sezon bir siyah formamız bulunuyordu setimizde. Epeyce de giymiştik, iç sahada falan da hattâ.


O sezonun ardından 4 kez daha siyah forma tasarlandı takımımız için. Zaman içinde yerini füme, mor bazen de kırmızı ile paylaştığı için, bu rakama makul denebilir. Ama daha fazla görmemiz gerekir sanki.


Siyah formaya sahip olduğumuz 5 sezona bakınca, bunlardan dördünde şampiyon olduğumuzu görüyoruz ve bu epey iyi bir oran. Bundan sonra anlayalım ki, setimizde siyah varsa, şampiyonluk ihtimalimiz çok yüksek. Bu biraz Amerikan tarzı aşırı detay istatistikler gibi oldu belki ama, en azından çok 'dıdısının dıdısı' bir durum yok.

İlaveten, önümüzdeki yıllarda siyah formanın daha kalıcı bir yer edinmesinde takım için getirdiği uğurun katkısı olabilir.


Önümüzdeki sezon da, parçalıdaki siyah katkısına uyacak şekilde bir siyahımız olabilir miydi, olabilirdi. Fakat onun yerine iki açık renk formamız olacak.


17 Eylül 2018 Pazartesi

Avrupa'da Turkish Airlines İle Devam


Son 3 katılımımızda olduğu üzere bu sezonda da, yer alacağımız Avrupa kupasında, formamızda göğüs reklamı olarak Turkish Airlines, yani Türk Hava Yolları bulunacak. İşin mâli kısmı bir yana, akıllarda pek de olumlu bir yer ettiği söylenemez bu iki kelimenin.


İlk olarak 2014-15 sezonunda, grup aşamasını geçemediğimiz Şampiyonlar Ligi maceramızda formamızda yer aldı.



Ardından yine Şampiyonlar Ligi'nde yer aldığımız, fakat bu kez gruptan 3. olarak çıkıp, Avrupa Ligi'ne kaldığımız 2015-16'da da Turkish Airlines reklamı vardı formamızda.


1 yıllık men cezasının ardından katıldığımız Avrupa Ligi elemesinde, Östersunds'a karşı Neuchatel eşleşmesini andıran bir beyaz forma ile oynarken de yine Turkish Airlines reklamı ile sahadaydık.

Genel olarak bakınca, Avrupa için pek de başarılı bir dönem olduğunu söyleyemeyiz bu geride kalan yılların. Umarız bu sezon bunun sonu gelir. Avrupa'da ligden farklı bir reklamla sahada görünmek değişik bir görünüme sahip olmak açısından güzel. Taraftarın aklına olumsuz sonuçları getirmeye devam edeceği için, kötü. O kendine has ve orijinal logoları yer alsa daha şık görünebilir mi, belki. Ama dördüncü kez yazılı şekilde kullanacakları için, zaten bunu hiç düşünmedikleri aşikar. 

Peki farklı reklam yerine farklı forma giysek nasıl olur Avrupa kupalarında? Bunu da ele alacağız. 

7 Mayıs 2018 Pazartesi

Christiania


Danimarka'dan Christiania Sports Club takımının, 1986'daki formalarından ilhamla tasarlanan 2016-17 sezonu iç saha forması. Tam olarak, "Galatasaray Hummel ile anlaşsa nasıl olur?" sorusunun cevabı niteliğinde. Sadece bu değil, deplasman formasıyla da, set halinde bir cevap hatta. Yakın zamanda Hummel giyer miyiz, bilmiyorum. Son yıllarda Hummel'i ülkemizde ufak ufak görür olduk. Eğer onlarla anlaşırsak da, böyle bir parçalı fena durmaz gibi geliyor.


24 Ocak 2018 Çarşamba

İltimâ



" (...) Bu kulübe bir isim vermek ve gömleğine renk intihab etmek (seçmek) oldukça müşkil (zor) idi. Çünkü o zaman her isimden, her renkten bir mânâ çıkarılıyordu. Fakat kulüp oyunlara başlayınca ona Galata Saray nâmı verildi. O tarihte, pek ziyade celbi nazar-ı dikkat olması tabii olan (dikkat çekmesi çok doğal olan) bu ismin tebdili için sarf edilen mesai akim kalarak herkes Mekteb-i Sultani talebelerinin kulübüne Galata Saray demeye devam etti.
Galatasaray ilk gömleğini beyaz-kırmızı yaptı. Fakat bunda isyan kokusu hissedilir zannıyla gömleği sarı-siyaha ve bilahâre de parlak olmak için kırmızı-sarıya tebdil etti. (...)" Sayfa 193-194.

"Bu renklerin değiştirilmesi işine Kaleci Asım Tevfik, Sol Açık Emin Bülend ve Sağ Muavin Ali Sami memur edilmişlerdi. Birçok yer dolaştıktan sonra Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkanında zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı.
  Tezgahtar, mahirâne bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını birbirleriyle birleştirdi. Bir saka kuşunun başıyla kanadının yarattığı neş'eli iltimâya (pırıltı) benzer bir parlaklık hâsıl oldu. Ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-kırmızı alevin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete götüreceğini tahayyül ediyorduk. Öyle de oldu..." Sayfa 197.

Bu satırları daha önce (ya tamamını, ya bir kısmını) burada, yahut Galatasaray tarihi veya futbol tarihimizle ilgili bir kitapta ya da internette bir yazıda okumuş olmak ihtimaliniz yüksek. Benim 3 adet paylaşma sebebim var:

1. Blogdaki bu tip postlar hep geride kaldı. O yüzden ilk formaların renklerini bilmeyen (özellikle de genç) arkadaşlar için güzel olabilir.

2. Birkaç insanın daha, kulübümüzün renkleri konusunda doğru bilgiye sahip olması. Bu "vişneye çalan kırmızı, turuncudan iz taşıyan sarı" olayını (asıl renklere döneli 10 seneyi geçmesine rağmen hâlâ) bilmeden, koca Galatasaray'ın, renklerini 'Roma'ya özenerek' böyle yaptığını sanan insanlar var. Ve bunlar Twitter'da filan kanaat önderi konumunda, sözleri dinlenen kişiler.

3. Alıntı yaptığım kitabı tanıtmak. Bu alıntılar, Mehmet Yüce'nin uzun yıllar süren araştırmalarının sonucu olan 'Türkiye Futbol Tarihi'nin ilk kitabı olan Osmanlı Melekleri'nden. Bu mühim kitabı ve seriyi, aynı zamanda okumayı ve futbol tarihini araştırmayı seven futbolseverlere tavsiye ediyoruz.

28 Kasım 2017 Salı

Dördüncü Mor


Son 10 yıldır forma kültürümüzde kendine yer bulmuş olan mor renk akımının 4. temsilcisi, geçtiğimiz cumartesi görücüye çıktı. Beyaz da giyilebilirdi belki ama, muhtemelen kolların sarı renkte olması sebebiyle, şu son kurallara dayanarak hakemler tarafından tercih edilmedi.


Geçen sezonki morun bir kez (o da kupadaki Erzurumspor maçında) giyilmesinin ardından, bu kez 3. formayı daha erken bir dönemde oyuncuların üstünde görebildik. Sonrası için bir şey demek ne kadar mümkün bilmiyorum ama, Göztepe ve Alanya deplasmanlarında da hakemine bağlı olarak bu formayı görebiliriz. Kupada da duruma göre ekstradan iç sahada giyilme ihtimali var. Belki biraz da sosyal medya reaksiyonlarına bağlı bunlar. Reaksiyon demişken, halen daha şuradaki gibi feryatları duymak üzücü.


İkinci yıl üst üste mor rengin 3. formada tercih edilmesinde, şu durumun payı olabilir: Buradan görebileceğiniz gibi, Nike'ın "elit grup" takımlarına sunduğu tasarımları kullanan formalarda bir siyah-gri-antrasit hakimiyeti var. Bizim için ilk düşünülen renkler de, forma kültürümüzdeki hakim renkler göz önüne alınınca siyah, füme ve gri olmuştur büyük ihtimalle. Ama acaba sonradan bizim için moru da kullanabileceklerini düşünüp, diğer formaların yanına benzer bir renk olmasın ve bir çeşitlilik olsun diye bu yola mı gittiler? İlaveten, ek renk olarak da bizim için orada akla sarı gelebilir. Fakat fuşya tercih edilmiş. Bu da çok farklı bir hava getirmiş formaya. Roma'nınkinde ikinci renk sarı.

Dördüncü mor formada, dördüncü farklı mor tonu var elimizde -- yan renkle bütünlüğe bakınca, geçen sezonun Barcelona deplasman formasını andırıyor çokça. Bizimki için mor seçilse de, bunun koyu bir mor (patlıcan moru?) olduğunu ve diğer bu tasarıma sahip formalardan çok da ayrılmadığını belirtmek lazım. Öyle ki, bu dokuz formaya şöyle üstünkörü bakarsanız, hepsi aynı renk gibi gelebilir.


Bir not daha: Bu tasarıma sahip formaların hepsinin arka tarafının en altında, ya takım ismi, ya lakap, ya da şehir ismi yazıyor. Bize düşen "GS" olmuş (üstteki fotoğrafta Eren'in formasına daha yakın bakınca görülüyor). Neden "GS" gibi ilk bakışta anlamsız ve yaygın kullanımı olmayan bir kısaltma? Mesela Barcelona için "Barça" yazılmış. Bizde de "Cimbom" olabilirdi ve kesinlikle daha sempatik dururdu.
Copyright © 2010-2014 galatasarayformalari.com - Tüm Hakları Saklıdır