Bu Blogda Ara

14 Kasım 2020 Cumartesi

2001-02 Dökümü


Dökümlere devam ediyoruz. Bu kez forma tarihimizde Lotto giydiğimiz tek sezon olan 2001-2002. Yıllardır niye o sezon Lotto kullandığımızı merak ederim, geçenlerde bir Twitter muhabbetinde rast geldim: Lucescu sebep olmuş bu anlaşmaya. Ayrıca tüzük muhabbetleri yüzünden şövalye armayı kullanmaya başladığımız sezon olarak da başka bir önemi bulunmaktadır. O sezonun parçalısının siyah ağırlıklı olması ve kırmızı formayla sıkça kullanılan siyah şortun varlığını buna bağlayabiliriz. Ayrıca sadece o sezonda (beyaz formada) şövalye armanın beyaz fonla kullanıldığını da ekleyelim.

2001-02 sezonunda üç formamız vardı: Parçalı, beyaz ve düz kırmızı. Bu formaları toplam 6 kombinasyonla kullandık ama bunların dördü zaten kırmızı formanın. 





Teoride iç saha formamız belli olmasına rağmen, yanlış veya karmaşık kullanım konusunda bu sezon inanılmaz bir seviyede. Rakamlara geçelim.

Ligde durum şu:

Parçalı: 4
Beyaz: 18
Kırmızı altı beyaz: 6
Kırmızı altı siyah: 6

Yani iç saha formamızı yalnızca 4 kez giymişiz... Deplasman formamızı ise sezonun yarısından fazlasında... Böyle bir manzarada içerde şu giyilmiş, dışarda bu giyilmiş diye detaya inmeye bile lüzum yok. 



Kupada zaten tek maç var -- yukarıdaki fotoğraf. Erzurumspor'a karşı kırmızı altında beyazla çıkmışız.

Avrupa karnesi de pek parlak değil. O sezon malumunuz, iki grup aşamasında da oynama başarısı gösterip, çeyrek finalin kıyısından döndük. Önce ön elemede Levski Sofya'ya karşı iki maçta da kırmızı forma altına beyaz şortla çıkıyoruz. Ana sahnede manzara şöyle:

Parçalı: 3
Beyaz: 7 
Kırmızı altı beyaz: 1
Kırmızı altı siyah: 1

İkinci gruplarda beş kez beyazla sahaya çıkıyoruz. Gruptaki tüm takımlar benzer renklere sahip olduğundan deplasmanda beyaz giymemiz normal ama içerde de Barcelona ve Roma'ya karşı beyazla çıkmamız anlaşılır gibi değil.





14 Nisan 2020 Salı

1999-2000 Dökümü



Geçenki döküm postuna benzer şekilde yine bir videodan yola çıktım. Sonrasını Gugıl ve Milliyet Arşiv'den getirdim.

Bazı notlar var, direkt rakamları vermek olmaz. Bir kere Temmuz ayının sonunda oynanan TSYD Kupası maçlarında önceki sezonun parçalısı ve beyazı giyiliyor. Sezonun ilk maçında da, yani 7 Ağustos'ta, içerde Gaziantep'e karşı yine eski beyaz giyiliyor. Hattâ o gün ülkemize gelen Capone de, ertesi günkü imza töreninde parçalıyı giyiyor. 

11 Ağustos tarihinde ise Rapid Wien'le ilk maç oynanıyor. Burada ilk kez bir yeni forma görmekteyiz: Füme. 1998-2001 arası füme serisinin ikinci halkası. O güne dek ise herhangi bir forma tanıtım haberi yok.



Nihayet iki resmî maçın ardından ayın 13'ünde tanıtım yapılıyor. Çubuklu, beyaz ve füme. Son iki sezonda giyilen ve yeri sağlamlaşmaya başlayan parçalının yerine bu sezonda çubuklu hangi motivasyonla seçildi, bunu bilmiyoruz. Bir de ilginçtir, muhtemelen o anlık gelişen bir kombinasyon görülüyor: Çubuklu altı füme. Herhangi bir maçta bu kombinasyonu görmedik tabii ki.

Çubukluda iki farklılık var: Birincisi füme katkısı. Daha önce parçalıda siyah yaka filan görülmüştü ama bu bir ilk. Hem yaka, hem kollardaki üç çizgi bu renkte. İkincisi, kolların dış tarafının sarı renk olması ve çubukluda sarının hakim olduğu bir havanın yaratılması. Fenerbahçe ile rekabetten dolayı genelde kırmızı rengin vurgulandığını biliyoruz. O yüzden bu tip bir çubuklunun şimdilerde kabul edilme ihtimali sıfıra yakın.

1998-99'daki ideal üçlüden (yani parçalı-beyaz-koyu deplasman forması) sonra, bu kez çubuklunun dahil olduğu bir üçlü var. Fazlalık yok.




O sezonun lig dökümü şöyle:

Çubuklu: 29
Beyaz: 5

Toplam beş kez giyilen beyaz formanın dört kez içerde kullanılması biraz tuhaf. Göztepe, Antep ve Samsunspor'a karşı içerde beyaz giyip deplasmanda çubuklu giymek, Türkiye'deki forma kültürü yoksunluğunun güzel örnekleri. Adana ile daha garip -- hem içerde beyaz, hem dışarda. Çubukluyla ilgili tek kayda değer not şu. Füme hiç yok.





Kupada 5 maçta da çubuklu giyilmiş. Avrupa'da da gidişat bir parça ilginç.

Ön elemedeki iki maç ve grubun ilk dört maçında füme giyiliyor. Bunun sebebinin fümenin siyaha benzemesi ve bu şekilde bir yas ifadesi olarak kullanılması olduğunu düşünüyorum. İlk kullanımda, yani Rapid ile deplasmanda oynanan maçta henüz deprem gerçekleşmemiş, orası için bir açıklama bulamayız tabii. 

Hertha Berlin ve son Milan maçında çubuklu var. Sonrasında UEFA macerası başlıyor ve Leeds ile karşılaştığımız ve malum olduğu üzere iki maçta da çubuklu giydiğimiz yarı final turu hariç, içerde çubuklu-dışarda beyaz şeklinde gidiliyor. Finalde de beyaz giyiyoruz. 


Bu beyaz, tabii, sembol hâline geliyor. Neuchatel beyazını bile geçerek. Beyaz rengin yeri forma tarihimizde ve kültürümüzde geri dönüşü olmayacak şekilde sağlamlaşıyor. Önceki sezonla birlikte toplamda iki sezon göğüs reklamı olarak formalarımızda bulunan Marshall'ın da, hemen hemen tüm taraftarların gözünde gelmiş-geçmiş en ideal forma reklamımız olarak yerini aldığını belirterek postu bitirelim. 

6 Nisan 2020 Pazartesi

70'ler Beyazı


Genelde videolu post koymuyoruz gerek olmadığı için ama bunlar numunelik. Trt Arşiv'de denk geldiğimiz, 70'lerden iki maç özeti. Üstteki iç sahada Eskişehirspor, alttaki de İzmir'de Göztepe maçı. Şu postta fotoğrafı bulunan beyaz formayı, iki maçta da kırmızı çorapla kombinlenmiş şekilde, rahatça ve maç atmosferinde görme şansı buluyoruz


1 Nisan 2020 Çarşamba

Beklenmedik Beyaz Çorap


Youtube'da denk gelen bir video: 1999-00 sezonundan dokuz maçın özet görüntüleri. Açtım. İlk maç. 15 Ekim'de içerde oynanan Antalyaspor maçı. Bir gariplik var. Çubuklu formayı giymişiz olması gerektiği gibi, ama aşağıda bir beyazlık var. Hemen belli olmuyor ama bembeyaz durumdaki Antalya'nın da çorabı kırmızı. Sebebini bilme ihtimalimiz yok ama manzaranın tuhaflığı ortada.


Eski postlarımızda var çokça: Yeni ortaya çıkan formalar, ilk kez görülen kombinasyonlar vs. Bunu ilk kez gördük mesela. Haberimiz yoktu. Birçok formaseverin de yoktur eminim. Ki nispeten yakın dönem. Öyle 70'li yıllar filan değil. Gözden kaçmış demek ki.


Aklıma şu 2003-2004'teki meşhur Samsunspor maçı geldi. Bizim açık mavi, Samsun'un Ajax stili beyazla çıktığı maç. Seremoniye çıktıktan sonra içeri girip parçalıyı giymişti Galatasaray. Acaba burada da öyle bir şey mi oldu? Bir diğer ihtimal, Antalya'nın sadece bu parçalarla gelmesi.

Bu keşiften bir gün sonra ise Twitter'da şu fotoğrafa denk geldim:


Tivit altında yazanlardan yola çıkıp maçı buldum. 1983 yazında oynanan TSYD Kupası'nda, Fenerbahçe ile oynanan ve 1-1 berabere kalınan maçtan. Mustafa Denizli'nin Galatasaray oyuncusu olarak sahaya çıktığı tek sezon. Bu kez parçalı forma ve kırmızı şortun altına beyaz şort giyilmiş. Şurada da yan cepheden bir foto var.

Bir de Google araması yapayım dedim, kupa ismini filan yazıp. O maçla ilgili olmasa da, konuyla ilgili başka bir veriye ulaştım:


(Bunu alıntıladığım yer, Galatasaray hakkında başarılı bir arşivcilik çabası yürüten Cimbombom Arşiv isimli hesap. Yukarıdaki link de oradan.)

Bu fotoğraf da o sezonun ilk maçından. Karagümrük'ün 4-0 yenildiği maçtan. Yine parçalı ve kırmızı şort altına beyaz çorap. Beyaz çorap da, üstündeki sarı-kırmızı parça çok büyük olan bir beyaz. O dönem için yenilikçi bir çaba. Hiç alışılmadık bir görünüm.

Deşilirse o dönemden birkaç maçta daha bu manzara görülebilir gibi geldi. Biz postu burada bitirelim. Ama ya ardından bir post daha gelir, ya da güncelleme yapılır.

21 Ocak 2020 Salı

1996-97 Dökümü ve Başka Şeyler



Geçenlerde Youtube'da bir video denk geldi, söylemesi ayıp. Açtım. Bir baktım maç maç gidiyor. 1996-97 sezonunun hikayesi. Başlarda hoca dahil birkaç kişinin yorum veya demeçleri. Sonrası neredeyse tamamen maçlar. Bir kupa maçı ve Cumhurbaşkanlığı kupası hariç, 34 lig maçı. Goller falan. Hagi yeni gelmiş. Bir yerden sonra aklıma kayıt tutmak geldi. Belli bir zamandan önce, elde görüntü az olduğu için, toplamda ne giyilmiş-ne olmuş, tam bilmiyoruz, formalardan haberdar olsak da. Vaktiyle sağolsun Calibra o sezonu kaydetmişti bloga. O zaten giyme yoğunluğuna göre sıralamış. Ben de bu kez detayına girmiş olayım, biraz da yorum katayım.

Öncelikle eksikten başlayalım: Beyaz forma yok. Şortta tamamlayıcı olarak varlığını koruyan siyah hariç, sarı-kırmızıdan başka renk yok. Belki erken dönemler nispeten ama, yani bir sürü forma giyip bir tane beyaz olmaması... O sezonki lige bakınca, misal bu sezonda olduğu gibi üç tane sarı-kırmızı, iki de turuncu renklere sahip takım yok. Bu bir faktör olabilir; ama ligde Gaziantep, Gençlerbirliği, İstanbulspor, hatta Ç. Dardanel var. Fakat yerleşik forma kültürü olmadığı için, adam kendi evinde deplasman formasını giyiyor, sen de zorda kalmıyorsun.

Şimdi de hangi formanın kaç kez giyildiğine geçelim. Fotoğraf koymaya gerek yok, şurada hepsi var. Hattâ oradaki sırayla yazıyorum.

Parçalı: 13
Sarı: 8
Kırmızı: 5
Çubuklu: 4
Diğer sarı: 2
Diğer (düz) kırmızı: 2

Videoda yer alan diğer iki maç da, meşhur, penaltıları 18-17 biten Gençlerbirliği ile oynanan kupa maçı ve Fenerbahçe ile oynanan, ertelenmiş olan Cumhurbaşkanlığı Kupası maçı. Gençlerbirliği maçında sarı, Fenerbahçe'ye karşı ise parçalı giyilmiş.

Nerede ne giyildiği konusunda kesinlikle bir düzen yok. İçerde sarı da giyiliyor, parçalı da; o dönem için ilerici bir tasarım olarak sayılabilecek, üç şeridin sol taraftan dikine indiği kırmızı forma da. Hani son birkaç yılda yine o konudaki monotonluğu bozacak çözümler buluyor veya 90'ların tasarımlarını yeniden diriltiyor ya Adidas, bu da mesela orijinal bir çözüm. Yine giyse keşke birileri.

O formada sıradan Adidas görünümü dışına çıkılırken, ligin ikinci yarısında giyilen düz sarı ve düz kırmızılarda tam tersine, hem omuz ve kollarda, hem de koltuk altı ve yanlarda üç çizgi var. Duble yol. Bu formalar toplam 4 kez giyiliyor.


İşin içine şortlar da girince, kombinasyon sayısı da artıyor hâliyle. Parçalı, üç şortla da (siyah, kırmızı, sarı) giyiliyor. Az önce bahsettiğimiz kırmızı forma, sarı ve kırmızı şortla kombinleniyor. Çubuklu yalnızca siyah şortla giyiliyor ve o nostaljik görüntü korunuyor. Çorap açısından ise pek fazla farklılık yok. Neredeyse tamamen, şortla aynı oluyor.

Sezon boyu genelde kaotik giden tercihler görüyoruz. Arka arkaya giyme konusunda ise, bir tek ligin sonundaki 7 maçta parçalı giyerek bir seri ortaya çıkıyor. İlkinde kırmızı şort, en son 6 maçta da siyah şort giyerek, bir nevi, sonraki sezon için ortamı hazırlıyorlar.

Ayrıca bu sezondan itibaren, giyilen forma sayısı yavaş yavaş normale dönüyor. 1997-98'de de iki farklı set gördükten sonra nihayet 1998-99'da üç forma giyiyoruz ve daha da önemlisi ideal bir sete kavuşuyoruz ki bu, tarihimizde bir ilk.


Son olarak da, sezon sonunda muhtemelen Adidas için yapılan poster çekiminde ilginç bir şey fark ediyoruz. Hocaların üstünde, 1997-98 sezonu başında Ş. Ligi elemesinde Sion'a karşı içerde giydiğimiz beyazın uzun kollu versiyonunu görüyoruz. O dönemde yeni formaların önceki sezonun sonunda gelmesinin ihtimal dışı olduğunu düşünürsek, 96-97'nin ikinci yarısında bu beyazın da elde hazır olduğunu varsayabiliriz. O sezonun ikinci yarısında giyilmeye başlanan çubuklu ve o iki düz forma ile birlikte gelmiş olabilir. Ve bu formayı yalnızca adı geçen maçta giydiğimizi düşünürsek, belki de daha fazla görebilirdik o güzelliği. 

20 Ocak 2020 Pazartesi

2019-2020 Formaları Analizi


1.) Parçalıdan direkt girelim olaya. Öncelikle, bu sezonki parçalımızda bir çubuklu deseni yer alıyor. Daha doğrusu, çok yanlara doğru kaymadan üç tane dikine şerit yer alıyor. Böylece her iki rengi de, açıklı-koyulu ikişer tonda görüyoruz. Bu çubuklu deseni seçmenin sebebi de, bu sezon itibariyle UEFA Kupası'nı alışımızın 20. yıldönümünü kutlayacak olmamız. O sezonun formasına bir gönderme. Şahsen geçen sene, bu sezon çubuklu giyebileceğimizi düşünüyordum. Ama --fikir kimin bilmiyorum-- orijinal denebilecek bir çözüm bulunmuş. Bu konuda karar vericilere teşekkür borçlu olduğumuzu belirtmek gerek. Sonuçta daha 2014-15 sezonunda çubuklu giydik, parçalıyı mümkün olduğunca uzun süre giyip, iyice oturtmamız gerekiyor.

Şöyle bir şey var ki, 2000 göndermesi yapılan formada seçilen yan/tamamlayıcı renk siyah. 1999-00 sezonundaki çubukluda yaka ve '3 stripes' için füme kullanılmıştı. Neden böyle bir karar verilmiş, bunu bilmiyoruz. Belki ilerde öğrenme şansımız olur. Yadırganacağını düşünmüş olabilirler.

-- İkinci not olarak, farklı bir 'tam parçalı' giydiğimizi söyleyelim. Nike'ın 2016'dan beri iyice ana kullanımı hâline gelen omuzdan çapraz gelen kesimde, tam parçalı ancak böyle olabilirdi ve bu tercihe gidilmiş. 2008-2009'da da buna yakın bir parçalı vardı ama omuzlar tek renkti.
Bu şekilde tam parçalıya olan açlığın kısmen giderildiğini söyleyebiliriz belki. Sonuçta burada da gövde ve kollar ikişer renge ayrılmış durumda. Yaka için de siyah renk seçilmiş ve geçen sezonki parçalıya çok benzemesinin önü kesilmiş.

-- Bu sezon parçalının arkası düz ve kırmızı renkte. Ve arkanın düz kırmızı olması, nasıl ki iki sezon önce arkadan bakıldığında sarı forma altına beyaz/kırmızı şort görüntüsü veriyorduysa, bu kez de genelde tercih ettiğimiz kırmızı şort ile arkadan görünümü kıpkırmızı hâle getiriyor. Hoş bir manzara olmadığını vurgulamaya lüzum yok.



-- Ve asıl meseleye geliyoruz: Şort. Bu konuda maalesef tam bir karmaşa var. Eldeki bilgileri serelim:

* UEFA'ya verilen forma sırasında, ilk tercih olarak parçalı altına siyah şort ve çorap gözüküyor.

* Federasyonun sitesine giriyorsunuz, orada da öyle.

* Fifa 20'de kırmızı şort altı siyah çorap.

* Tesislerdeki dolapların üstünde yer alan görsellerde siyah şort ve siyah çorap.

* Ama en önemlisi, kulübün tutumu. Ve bu da ana kombinasyonda kırmızı şort ve çorabın olduğu şeklinde.

Yıllardır beyaz şortun var olup kullanılmaması üzerinden feryat ederken, bu sezon beyaz yerine siyah seçilince ortalık iyice karıştı. Daha önce bahane, rakip takımın sadece beyaz setle gelmesi olurdu -- gene anlaşılırdı, yanlış olsa da. Bu kez siyah şort var, bir engel yok, şort gene kırmızıya dönüyor.

[Geçerken söyleyeyim, taraftarın çoğunun böyle bir derdi yok. Olması da gerekmiyor, sonuçta biz bir avuç forma manyağıyız. Ama kendi hâlinde yakınırken "Takım kazansın da, isterse çingene pembesi-kraliyet mavisi giysin, bana ne" demek de biraz... Siz eğer kulübünüzün büyük olduğunu düşünüyorsanız --çoğumuz öyle düşünüyor, hâliyle-- bunun sebeplerinden birisi de bu kulübün belirli bir kültürünün olmasıdır ve forma konusu da bu husustaki ana başlıklardandır. Takım her gün transfer yapsın istemek yerine keşke şu konularda az daha bilinçli olunsa.]



-- Bu konuyu şöyle bağlayalım: O yakanın siyah olması, durumun ne olduğu gösteriyor gibi aslında. Başka bir yerde siyahlık var ki, onu da siyah yapmışlar -- 15-16 parçalısı gibi. Evet, tercihler bu yönde değil --iç sahadaki 13 maçta yalnızca 3 kez siyah şort kullanımı-- ama belli ki ana kombinasyon parçalı-siyah-siyah şeklinde. En azından bir aralar böyle konuşulmuş...

-- Arma, Türk bayrağı ve swoosh her zamanki yerlerinde. o konuda değişim kolay kolay olmaz zaten.

-- Siyah konçlarda yer alan 'Gs' yazısı ve swoosh, sağda ve solda farklı renk. Bu detay güzel. (Karşıdan bakınca) sağdaki sarı, soldaki ise kırmızı. Klasik sırayla yani.

-- Sarı ve kırmızıyı iki farklı tonda görmemiz, 2016-17 parçalısını da hatırlatıyor, onu da not edelim.



2.) Bu sezonun deplasman forması bej renkte. Geriye dönüp baktığımızda bu rengi 2010-11 sezonundan hatırlıyoruz. Bu sezon beyaz kontenjanını bu şekilde doldurduk diyebiliriz. Şahsen birkaç senede bir beyaz yerine başka açık renklerin kullanılmasına olumlu bakıyorum. Bunun salt satış politikalarıyla ilgisi yok; değişiklik iyidir, sonuçta iç saha forması değil bu. Beyazın yeri bizde gayet sağlam, anlatmak gereksiz yani.

-- Beklenileceği gibi yan renk olarak kırmızı seçilmiş. Yaka hafif sarı katkılı kırmızı ve kol uçları da  kırmızı renkte.



-- Burada, iç saha forması kadar olmasa da yine bir şort sorunsalı var. Bej formayı ilk kez, ağustos ayında Fiorentina ile İtalya'da oynanan hazırlık maçında gördük. Pek umulmadık şekilde kırmızı şort ile kombinlenmişti ve bu konulara kafa yoran futbolseverlerin hoşuna gitti bu manzara. O günlerde henüz göğüs reklamı da belirsiz olduğundan, forma hem sade, hem de kombinasyonluydu ve kafalarda "Acaba böyle mi giyilecek?" sorusu belirdi, ister istemez. Hemen söyleyelim: Hayır, öyle olmadı. Üç kulvarda toplam 5 kez giydik ve hiçbirinde kırmızı şort yoktu.

Yukarıdaki UEFA görseline bakacak olursak, bu formanın öncelikle kırmızı şort ile bildirildiğini görüyoruz. Bu sevindirici bir haber olabilir, ama fiile geçmediği sürece hiçbir anlamı yok. Maalesef biz açık renk deplasman formalarını koyu şortla kombinleyemiyoruz bir türlü. Demek istediğim, bunu bir düzene sokamıyoruz. Gördüğümüz örnekler hep istisnai. Bunlar basit meseleler, ama hep böyle yarım-yamalak hâlde kalıyor.

-- Kayserispor maçında onların siyah, bizimse bu formayı giymemiz, muhtemelen onların çubuklusuyla bu formanın net olarak ayırt edilememesiyle ilgili. O dönemde henüz gri forma da tanıtılmadığı için, hakemler bu çözümü buldu sanırım.

-- Bir de şöyle bir tahmin var, formanın tasarlanış amacıyla ilgili. Yani bu bir tahmin yalnızca, ama umarız ki doğrudur. Doğruysa da harika bir tercih olduğunu düşünüyorum. Çünkü böylece , UEFA Kupası'nın 20. yıldönümünde giyilen üç formada da o yıla gönderme bulunmuş olur ve bu sezonki set daha anlamlı hâle gelir.



3.) Nike'ın son yıllarda tüm 'Elit seviye' takımlara aynı konsept dahilinde sunduğu üçüncü formalarda bu sezon bize düşen, böyle yalandan bir 90'lar havası sezdiren bir gri formaydı. Bej formada destek olarak kırmızı kullanıldığı için burada aynı göreve sarı atanmış. Bu sebepten iki açık rengin bileşimi ve dengeleyici koyu rengin olmaması ile çoğu kişinin gözünü alıyor olabilir bu forma. 

-- Formanın rengi, 99-2000 sezonunda kazanılan kupalardan geliyormuş. Gövdedeki koyu gri kısımlar da o sezonda kazanılan dört kupayı simgeliyor. Gri yerine yine o sezonda giyilen füme kullanılsa sanki daha iyi olabilirmiş. 

Bu forma için doğru düzgün tanıtım yapılmadığı için, tasarımdaki amaç ve gönderme çok havada kaldı. Halbuki doğrudan 99-2000 sezonuna atfen yapılan bir forma özelinde bu daha iyi yapılabilirdi. 

-- 2002-03 sezonundaki metalik griden sonra ilk kez gri kullanıyoruz. Ki o forma da çok az giyilmişti. Füme deplasman forması geleneği olan bir takım için sadece ikinci kez gri giymek ilginç gelebilir tabii.

(Bu arada Trabzonspor'un bu sezonki güzel forması için de aynı şey var: Füme ya da o civardaki koyu renge gri deniyor maalesef. O gri değil, gri o kadar koyu olmaz. Kulübün kendisi de gri diyor, iş iyice boka sarıyor.)

-- Tema 90'lar olunca, diğer takımların aynı konseptteki formalarını da görünce, "Acaba hangi eski formamıza gönderme var?" sorusu belirdi. Forma tanıtılmadan önce, eldeki bilgilerle birlikte 98-99 füme hemen akla geldi. Sonradan anlaşıldı ki, mevzubahis forma daha açık renk olacaktı ve gönderme de başka şeyler içindi.

-- Geçtiğimiz sezonki kadar olmasa da, bu sezon da ortak temaya sahip 3. formaların bir kısmında monokrom arma var ve biz de bu forma için yine bir fasıl heveslendik. Yine fos çıktı. Şu tüzük meselesi önümüzde engel olarak durmaya devam ediyor. Bakalım daha ne kadar.  

Ürünlerde monokrom görüyoruz, devamı da gelecek. Oldukça da hoşuna gidiyor ahalinin, ama formalarda en azından bir süre daha görmeyeceğiz gibi. 

-- Yukarıda, bej formanın bir nevi beyaz ikamesi olduğunu söylemiştik. Gri de aynı görevi taşıyor bir nevi, ama ikisini aynı sezonda kullanmak, biraz cepten yemek olmuş. Seneye giyilecek bir beyazın ardından gelecek bir gri deplasman forması daha güzel olabilirdi. 

...


Geçen sezonki 'ideal' diyebileceğimiz setten sonra, bu sezon koyu deplasman formasının olmadığı, beyazı da görmediğimiz, gözlere daha yabancı gelebilecek bir sete sahibiz. Koyu deplasman forması yok ama, şükür bu üçlüyle yurtdışında sorun yaşama ihtimali de pek yok. En azından parçalı-beyaz-kırmızı üçlüsü kadar tehlikeli değil. Yine de mesela yukarıda değindiğimiz Kayserispor maçı örneği hoş değil. 

Gride açıklı-koyulu bir gövde var ama iki formadan birinde böyle bir enine sarı-kırmızı şerit falan, bir eklemeler olabilirmiş sanki. İkisi de bu şekilde, fazla sade kaçıyor diyebiliriz. Ki zaten beyaz formalarımızda da son yıllarda bu var. Hadi geçen sezonki ortadan geçen 'Boğaz' ile yırttı, ama 14-15, 16-17 ve 17-18 beyazlarına bakınca sorunun varlığı gayet açık.




1 Aralık 2019 Pazar

2019-2020 Basketbol Formalarımız


Yine bir süredir yapmadığımız bir şeye dönüp, bu sezonun basketbol formalarını kayıt düşelim. Öncelikle hem kadın hem de erkek şubelerinin iki sezondur Givova giydiğini belirtelim. Bir İtalyan markası Givova. Futbolda da nadiren de olsa görmeniz mümkün.


Bu sezonun formaları, geçen sezonkilerin bir tık rötuşlu versiyonu gibi.Bu sezon hakim renk neyse, onun azıcık koyusu ince, dikine şeritler geçiyor. Geçen sezon ise bu şeritler yanlamasına geçişli olarak formaya yedirilmiş -- 03-04 futbol takımı kırmızısı gibi bir nevi. Bu iki tasarım da, bu sezonun futboldaki parçalısıyla kısmî bir benzerlik içinde ve güzel bir bütünlük havası var.
Bir de tek renk formalarda yanlarda, hafif öne doğru, ters renkte şeritler mevcut.


Erkeklerde üç forma var bu sezon: Parçalı, kırmızı ve sarı. Hâlâ ara sıra gördüğümüz gibi üçten fazlasına gidilmemiş olması güzel. Belki bir beyazı gözler arayabilir ama basketbolda esasen ikiden fazlasına da gerek olmadığı için, sorun yok gibi gözüküyor. Ama bizim asıl forma şeklimiz parçalı olduğu için, ve bu basketbolda, futboldan da nadir görüldüğü için, arkasından birer de düz forma yapma gerekliliği doğunca iş buralara varıyor aslında.



Kadınlarda da aynı formaları görüyoruz. Bir tek sanırım parçalı ya yok, ya da henüz giymediler. Ya da ben gözden kaçırdım. Geçen sezon erkeklerle aynı parçalıyı giydiklerini biliyoruz.








21 Kasım 2019 Perşembe

Maç Günü


Galatasaray Dergisi'nin 14. sayısında bizim emektar malzemeciler Veli ve Hasan ile yapılmış bir röportaj var. Günümüz için geçerli olmasa da, bir dönem bu işlerin nasıl yürüdüğüne dair güzel malumat.

"Ali Sami Yen'de bir maç günü"nü soruyor röportajı yapan kişi. Hasan Çelik cevap veriyor:

Takım maçtan önceki gece kampa girer. Biz Florya'da kalmayız. Son antrenmandan sonra eve gideriz. Maç günü öğle yemeği sonrası stada hareket etmek üzere hazırlıklarımızı yaparız. Üç tip formanın da takımlarını götürürüz stada. Maçtan önce soyunma odasında hocamız karar verir hangi formayla çıkılacağına. Maç kadrosunda olmayan oyuncular ve sakatlığı bulunanların maç sabahı yapacağı antrenman için malzemeleri hazırlarız. Kulübün tahsis ettiği özel araçla maçtan 3 saat önce stada geliriz. Biz maçtan 2 saat önce soyunma odasını hazır ederiz. Takım da zaten maçtan 1.5 saat önce soyunma odasına gelir. Maç malzemesi tek tek oyuncuların sıralarına bırakılır. Hava şartlarına göre eşofman ve yağmurlukları, eldivenleri, yedek kulübesindekiler için anorakları hazır ederiz. Saha durumuna göre kramponlar hazırlanır. Takım ısınmaya çıktığında Veli onlarla beraber gider. 4. hakem forma kontrolü için gelir. Rakip takımla tutan renkler olduğunda, evsahibi biz olduğumuz için seçim hakkı misafirindir. 




15 Kasım 2019 Cuma

2018-2019 Forma Dökümü



Bir süredir bu sezon forma dökümlerini yapmıyoruz. Eksikleri kapatalım. Geçtiğimiz sezondan başlayalım.

2018-2019 sezonunda iç saha formamız yine parçalı idi. 4 parçalı, Nike'ın son yıllarda klasikleştirdiği omuzdan çapraz kesim kalıp üzerine. Kollar tek renk. Şort ise beyaz. Çorap da kırmızı.

Deplasman formamız, klasik adlandırmanın tersine siyahtı. Çünkü beyaz, Nike'ın geçen sezonki, sonradan tanıtılan 'Şehir' temalı üçüncü formaları arasına katılmıştı. Siyah formada yaka iki renge bölünmüştü ve koldaki şeritler de iki kolda farklıydı. Bu açıdan parçalı temanın bir deplasman formasında uygulandığını görmek hoştu.

Üçüncü formada, beyaz zeminin ortasında kıyıları sarıyla belirginleştirilmiş bir Boğaz illüstrasyonu yer alıyordu. Umulduğunun aksine bu uygulama pek tutulmadı gibi.


Geçtiğimiz sezon Süper Lig'de her zamanki gibi 34 maç oynandı ve bu 34 maçın toplam 29'unda parçalı formayı giydik. İç sahada parçalı harici forma giyilmedi. Bu 29 maçın 22'sinde kırmızı şort giyildi ki, bu yüksek bir oran. İç sahadaki 17 maçın 4'ünde beyaz şort giyilmiş.

Bu konuyla ilgili sorun şurada: Herhangi bir sezonda, eğer iç saha formasının (olması gerektiği gibi) beyaz şort ile giyileceğini belirlediyseniz, tüm iç saha maçlarında, kombinasyonu o şekilde tutmak zorundasınız. Eğer takımın ve kulübün bir kültürü olmasını umursuyorsanız tabii. Madem şu veya bu sebepten, kırmızı şort bu kadar giyiliyor, o zaman beyaz şortu hiç karıştırmayın ki bu konuda bilinçli ve alakalı olarak beklentili olan bir kısım taraftarı üzmeyin... Dedik diyelim. Fakat karıştırmamak da pek mümkün değil, çünkü takımın geleneksel deplasman forması beyaz. Ve o beyazı da neredeyse her zaman kombinasyonsuz giydiğimiz için, beyaz şort sürekli bir yerlerde var olacak. O yüzden de bu sorunun tek bir çözümü var: Gerektiği gibi özen göstermek.

Kalan 5 maçın üçünde beyaz, ikisinde ise siyah forma giyilmiş. Bu tercihler arasında bir tek Akhisar deplasmanındaki beyaz tercihi 'keyfi'.


Avrupa'da Ş. Ligi grup maçlarının beşinde parçalıyı, birinde ise içerdeki Porto maçında beyazı giydik. Parçalı giydiğimiz her maçta kırmızı şort vardı.

Avrupa Ligi'ndeki tek turda ise Benfica'ya karşı içerdeki maçta parçalı altı kırmızı şort, deplasmanda ise siyah forma giyildi. Yani Avrupa'da kendi sahamızda oynadığımız 4 maçta da asıl kombinasyonumuzu giymedik.


Kupada toplam 9 maçta dört kez beyaz, üç kez parçalı (biri beyaz şort) ve iki kez siyah giyildi. Kupa son yıllarda doğrudan ikinci ve üçüncü formaların podyumu gibi olduğundan, burası için söylenecek pek söz yok zaten.

Sezon başındaki Süper Kupa'da da Akhisarspor'a karşı beyaz şortlu parçalı giyilmişti.

5 Ekim 2019 Cumartesi

Avrupa'da Aynı Font, Aynı Reklam


Bu sezon da Avrupa Kupaları'nda aynı göğüs reklamı ve aynı fontu kullanıyoruz. Böylece fontu 2013-2014'ten beri kullanıyor, Turkish Airlines reklamını da 2014-2015 sezonundan beri taşıyor durumdayız.

Reklam kısmı paraya, yönetimin yaptığı anlaşmalara bağlı, malum. Fakat fontu sanki biraz fazla uzun zaman kullandık. Hoş bir font, hele ligde yıllardır kullanılanın yanında şaheser bile denir. Ama yani, neler görüyoruz yurtdışında. Her sene ayrı güzel font kullananlar var. Umarız seneye bir değişim görülür bu hususta.

İlaveten, söylemeden edemeyeceğim: Turkish Airlines yazısını formamıza eklediğimiz günden bu yana... Avrupa'da galibiyeti zor görür olduk. Bir elin parmaklarını bulmuyor yani. İnsanın 'lanetli' diyesi geliyor.


2 Ekim 2019 Çarşamba

80'lerden Meçhul Bir Sarı


Blogda epey bir zamandır, unutulmuş, eski dergi veya gazete sayfalarında kalmış, akıllardan çıkmış formalara yer vermiyorduk. Bir sebepten Galatasaray Dergisi'nin eski sayılarını karıştırırken, bu sarı forma ile karşılaştım. Mehmet Şenol'un kaleme aldığı, 1987-88 sezon açılışı ile ilgili yazıdan. Fotoğrafların Kemal Onar arşivinden alındığı belirtilmiş.

Stat dolu. Her yer bayraklarla donatılmış. Tüm branşların kaptanları, kazandıkları kupalarla yerini almış. Genç takım oyuncuları seyirciye sunuluyor. A Takım'ın üstünde sarı bir forma. Arma yok, üretici firma logosu da yok. Yalnızca TürkBank reklamı. Altlarında kırmızı şort ve sarı çoraplar. Kombinasyon olarak gayet hoş. İlk bakışta o sezonun ya da önceki sezonun formalarından biri olarak düşünülebilir. Fakat eldeki verilere bakınca, böyle bir forma giyilmemiş gibi. Herhangi bir yanlışlık olmaması için blogdaki kayıtlardan 80'lerde giyilmiş tüm formalara baktım ama böyle bir formamız yok.


Daha eski bir tarih olsa, arma bulunmaması belki normal karşılanabilir. Fakat üretici firma logosu da yok. Önceki 3 sezonda ağırlıkla Adidas kullanılmış. Ki burada da şort ve çoraplar Adidas zaten.

Herhangi bir maçta böyle bir forma giyilmediği verisi elde var diyebiliriz, az-çok. O halde bu formanın sezon açılışına özel olarak üretildiği fikrine de pek uzak değiliz. Fakat onu da kesin olarak söyleyemeyiz, çünkü elde net bilgi yok. Sezon açılışı için neden düz sarı forma yaptırılıyor mesela, belki de asıl soru bu.

23 Eylül 2019 Pazartesi

Avrupa Forması Üstüne Düşünceler



Galatasaray taraftarının, rakip taraftarlara karşı en büyük övünç kaynağı, muhtemelen Avrupa başarılarıdır. Sonuçta Türkiye çapında bir futbol ülkesinde oralara çıkabilmiş tek kulübüz. Bunları durduk yere övünmek için söylemiyorum. Bizim Avrupa kupaları ile diğerlerinden biraz daha farklı bir ilişkimiz var. Bu da formalar açısından da yaklaşımı etkileyebilecek bir durum.

Şimdiye kadar bir 'Avrupa iç saha forması' giymedik hiç. Bunu yurtdışında bazı takımlarda görebiliyoruz. Yakın dönemde 3. formalar falan da "Avrupa kupaları için tasarlandı" gibi ifadelerle tanıtıldı ama bunun dayanağı yok tabii. Tamamen reklam amaçlı. Dravdan isimlendirme. Böyle bir tercih şart mı, olursa nasıl olur, hangi mantıkla olur ya da olmalı, bir ele alalım dedik. Çook önceleri ufaktan bir bahsetmişiz ama yetersiz tabii.




Önce tarihimizde buna benzer uygulamalar var mı, ona bir bakalım.

-- İlk akla gelen Neuchatel maçındaki o meşhur beyaz. Ama o işin aslının şöyle olduğunu hemen belirtip geçelim.

-- Sonrasında 1994-95'e geliyoruz. Yaşı yetenler o yakalı düz sarı ve düz kırmızı formaları hemen hatırlayacaktır. O yıllarda bizde forma işleri iyice karman-çorman bir hâle geldiğinden, ortalık tek maçlık formalarla dolu olduğundan, bu formalar için 'Avrupa kupası forması' demek mümkün mü, hiç emin değiliz. Hem de lig için de düz sarı ve düz kırmızı formalar varken bunları giymek, işi iyice tuhaflaştırıyor.

-- Tek maçlık Sion beyazı. 1997-98. Galatasaray forma tarihiyle ilgilenenlerin çoğunun aklında farklı bir yere sahip olan, aşırı sade ve şık, polo yakalı beyaz forma.

-- Ardından 98-99 ve meşhur füme var. Bu formayı yanılmıyorsam sadece ön elemede ve Ş. Ligi'nde giydik. Toplam beş kez: ön elemede iki Grasshoppers maçı; grupta Juventus deplasmanı, Rosenborg deplasmanı ve içerideki Athletic maçı -- içerideki maçta da (zorunlu olarak) beyaz çorapla kombinlenip hepten farklı bir görüntüye kavuştuğunu ekleyelim.
Ama bu formanın diğerlerinden farklı bir konumu olduğunu belirtelim. Bu forma, günümüz için bile şık bir uygulamayla, üzerinde '98 Şampiyonlar Ligi forması' yazan bir kutu ile satıldı (şuradan o kutuyu ve bu formanın ilk hâlini de görebilirsiniz). Ama ana renkler hariç Avrupa forması olur mu, bu bir tartışma konusu tabii. Fakat renk açısından da başlı başına bir yenilik olan bu formanın, isimlendirme açısından da bir öncü olduğunu belirtmemiz gerek. Bu açıdan belki de tek Avrupa formamız diyebiliriz.

-- Arkasından yine bir füme, 1999-2000 üçüncü forması var. Bu forma, gruplarda önceki sezonki fümeden bir fazla giyiliyor. İlaveten de ön elemede Rapid Wien'e karşı iki kez. Ve yanlış bilmiyorsak yine ligde giyilmiyor. Bu dönemde 3. forma geleneği yavaş yavaş da olsa yerleşiyor. Füme formanın gruplardan elendikten sonra UEFA macerasında hiç giyilmemesi de tuhaf. Çünkü sıra olarak iç saha takımı biz görünmemize karşın, biz füme giysek, en azından Arsenal birinci formasını giyebilirdi.

Sonrasında ise bu tip 'özel' durumlar yok gibi. 1998-99 ve 1999-00 sezonlarında fümelerin bu kadar çok giyilmesini, yeni olmalarına ve gerek karar vericiler, gerek taraftar arasında ilgi çekmesine bağlayabiliriz. Çünkü şöyle bir bakınca, neredeyse hiçbirinde özellikle o formaları giymemizi gerektiren bir durum yok.



İşin diğer tarafına gelelim. Bizim geleneksel iç saha formamız parçalı forma, malum. Fakat çeşitli sebeplerden, bu parçalı formaya hep bir ortak çıkıyor. Vaktiyle, nedendir bilinmez, düz tek renk formalar giyilmiş, çubuklular olmuş. Üretici veya kulüp de, kimi zamanlar bunların tercih etme yoluna gidiyor. Yorumuna girmiyorum fakat, bu parçalı harici sarı-kırmızı, sarı, ya da kırmızı formaların seveni de hiç az değil. Biz diyoruz ki, Avrupa forması, eğer yapılırsa, bu düz veya çubuklulardan biri olsun. Böylece hem parçalı formanın yeri sağlamlaşmış olur, bir seri yakalayıp gözler de iyice alışır; hem de o diğer tasarımlar bir şekilde kullanılmış olup, başka bir mecrada kullanılır ve onları seven taraftar da memnun edilmiş olur.

'Avrupa forması' derken, kendi renklerimizde, tarihimizde bir şekilde kullanılmış diğer tasarımların yer bulacağı bir alandan bahsediyoruz. Diğer renklerin yok yere 1. forma yapılacağı bir uygulama değil. Buna zaten gerek yok. Deplasman formaları ve alternatif formalar, her ne kadar tarihinde önemli bir yere sahip olsa da, seninle özdeşleşse de, sonuçta iç saha formasını kullanamadığın durumda giyilen bir formadır.

Biz kendimize büyük kulüp diyorsak, bunu sağlamanın yollarından biri de oturmuş bir kültüre sahip olmak. Bunun araçlarından biri de forma. Belki en önemlisi forma. Çünkü --akıl almaz bir şekilde buna yeterince önem verilmese de-- seni diğerlerinden ayıran en önemli unsur bu. Sahada seni gösteren, tanıtan, senin kim olduğunu anlatan şey formandır. Bakın işin kombinasyon kısmına girmedim bile. Yeter ki parçalı bir otursun. Belki zamanla şort ve kombinasyon meselesi de hallolur. Şimdi bahsettiğimiz açıdan elde bulunan örneklere bakalım:

-- En yakından gidelim. Borussia Dortmund, 2013'ten beri Ş. Ligi için de forma çıkartıyor. Bazen bu çubuklu oluyor. Çoğu kez de o sezon asıl iç saha forması neyse, onun biraz değişiği bir düz sarı. Gayet hoş bir uygulama. Muhtemelen satışlara da etkisi vardır.

-- 2000'lerin ortasında Bayern Münih yapmıştı. Bazen bordo, bazen siyah, bazen de mavi katkılı şekilde.

-- Son iki sezondur Napoli, iç saha ve deplasman formasının bazı yerlerini farklı renk yaparak Ş. Ligi'nde giyiyor. İlginç fikir açıkçası. Özellikle bu sezon sonuç gayet iyi.

-- Salzburg bu sezon için özel bir set çıkarmış. Tasarım anlamında pek parlak olmasa da --günümüz itibariyle Nike ile anlaşmalı olmanın getirisi-- Avrupa'ya özel iki forma, güzel.

-- Ve bu alanın bayrak taşıyanı: Sevilla. Özellikle 2000'lerin sonunda Joma'nın Avrupa'ya özel, çok da orijinal ikililer tasarlamasıyla zirveye ulaşan gelenekleri, 2010'lardaki UEFA üçlemelerinde de devam etti. Hâlâ her finallerinde tasarım olarak çok farklı olmasa da özel forma giyiyorlar. Bu harika bir şey.

Tabii bu işin üreticiyle olan kısmını bilmiyorum. Salzburg'a yapmışlar, bize niçin olmasın? Son dönemde kendileriyle aramız pek iyi değil, malum. Belki ilerde, ya da başka bir marka ile anlaşınca bu konu belki gündeme getirilir yetkililer tarafından.



Şimdi de 90'lar ve 2000'lerde hangi formalar bu söylediğimiz kapsamda kullanılabilir(di), bir bakalım:

Öncelikle 90'larda giydiğimiz bütün o düz formalar bu konsepte uygun. Ayrıca 1994-95'teki parçalı-çubuklu da bu yönde kullanılabilirdi. Sonraki sezon siyah şortla kombinlenen çubuklu keza. 1996-97'deki çoğunluğu kırmızı, bir yanı sarı olan forma da bu amaca uygun. 2000-2001'deki füme destekli düz kırmızı keza öyle. 2001-2002 ve 2003-2004'te gördüğümüz düz kırmızı altı beyaz ve siyah şortlar da illa denenecekse Avrupa'da denenebilecek formalar. 2000'lerin başındaki çubuklu furyasında giyilen tüm formalar yine bu gruba giriyor. 2005-06, 2007-08, 2009-10, 2011-12, 2012-13, 2013-14 sezonlarında görülen düz sarı ve kırmızılar da dahil edilebilir. Artık o dönemleri geçtik diye düşünüyoruz ama, 2008-2009'daki çubuklumsu forma da Avrupa'da giyilebilir, parçalının yerini işgal edeceğine.

2010-2011'de giydiğimiz, Ali Sami Yen'in son sezonu anısına tasarlanan siyah şortlu çubuklunun bu amaca en uygun formalardan birisi olduğunu düşünüyorum. Gerek çubuklu olması, gerek siyah şortla tamamlanması, herhangi bir sezonda Avrupa için giyilebilecek en doğru formalardan birisi olur.

Ya da 2001-2002 ve 2003-2004 parçalılarını ele alalım. Siyah ağırlıklı parçalılar. Normal, parçalının birinci forma olduğu bir sezonda, bunlara benzer bir parçalı, Avrupa forması olabilir mi? Gayet de iyi olur.



Şimdilerde Nike'ın son birkaç sezonda ortak tema ile tasarladığı üçüncü formalar biraz daha Ş. Ligi için yapılır gibi oldu. Tanıtım tarihi de ona göre ayarlanıyor. Ama sonuçta bunlar üçüncü forma, toplasan en fazla 6-7 kere giyiyorsun. Ki zaten 2000'lerin sonundan bu yana büyük markalar üçüncü formayı 'European away' veya 'UCL kit' gibi isimlerle tanıtıyor, "arada kaynamasını" engellemeye çalışıyorlardı. Aynı yere varıyor yani.

Bizim forma tarihimiz, biraz da forma geleneğimiz, ayrı, özel bir Avrupa forması giymek için uygun. Son yıllarda bazı şeyler oturtuldu şükür. 4. formayı görmüyoruz. Ana renklerde parçalı hariç forma da gün geçtikçe azalıyor. O kontenjanı buraya yöneltebilirsek, güzel bir yenilik olarak forma geleneğimiz içerisine yerleştirebiliriz. Hem işin ekonomik yönü de var.

24 Mayıs 2019 Cuma

Siyahın Uğuru

Şampiyonluğumuz kutlu olsun. Bizim açımızdan şampiyonlukla ilgili bahsedilmesi gereken, siyah formanın uğuru.


Belli bir dönemden sonra siyah renkle ilişkisi bulunan bir takım olarak, ilk siyah formamızı 2005-2006 sezonunda giymemiz esasen biraz enteresan. Bunun arkasında birçok sebep sayılabilir tabii -- ülkede forma kültürünün salyangoz hızıyla ilerlemesi en muhtemeli. Belki de o dönemde armamızın da siyah olmasından çıkışla, nihayet o sezon bir siyah formamız bulunuyordu setimizde. Epeyce de giymiştik, iç sahada falan da hattâ.


O sezonun ardından 4 kez daha siyah forma tasarlandı takımımız için. Zaman içinde yerini füme, mor bazen de kırmızı ile paylaştığı için, bu rakama makul denebilir. Ama daha fazla görmemiz gerekir sanki.


Siyah formaya sahip olduğumuz 5 sezona bakınca, bunlardan dördünde şampiyon olduğumuzu görüyoruz ve bu epey iyi bir oran. Bundan sonra anlayalım ki, setimizde siyah varsa, şampiyonluk ihtimalimiz çok yüksek. Bu biraz Amerikan tarzı aşırı detay istatistikler gibi oldu belki ama, en azından çok 'dıdısının dıdısı' bir durum yok.

İlaveten, önümüzdeki yıllarda siyah formanın daha kalıcı bir yer edinmesinde takım için getirdiği uğurun katkısı olabilir.


Önümüzdeki sezon da, parçalıdaki siyah katkısına uyacak şekilde bir siyahımız olabilir miydi, olabilirdi. Fakat onun yerine iki açık renk formamız olacak.


17 Eylül 2018 Pazartesi

Avrupa'da Turkish Airlines İle Devam


Son 3 katılımımızda olduğu üzere bu sezonda da, yer alacağımız Avrupa kupasında, formamızda göğüs reklamı olarak Turkish Airlines, yani Türk Hava Yolları bulunacak. İşin mâli kısmı bir yana, akıllarda pek de olumlu bir yer ettiği söylenemez bu iki kelimenin.


İlk olarak 2014-15 sezonunda, grup aşamasını geçemediğimiz Şampiyonlar Ligi maceramızda formamızda yer aldı.



Ardından yine Şampiyonlar Ligi'nde yer aldığımız, fakat bu kez gruptan 3. olarak çıkıp, Avrupa Ligi'ne kaldığımız 2015-16'da da Turkish Airlines reklamı vardı formamızda.


1 yıllık men cezasının ardından katıldığımız Avrupa Ligi elemesinde, Östersunds'a karşı Neuchatel eşleşmesini andıran bir beyaz forma ile oynarken de yine Turkish Airlines reklamı ile sahadaydık.

Genel olarak bakınca, Avrupa için pek de başarılı bir dönem olduğunu söyleyemeyiz bu geride kalan yılların. Umarız bu sezon bunun sonu gelir. Avrupa'da ligden farklı bir reklamla sahada görünmek değişik bir görünüme sahip olmak açısından güzel. Taraftarın aklına olumsuz sonuçları getirmeye devam edeceği için, kötü. O kendine has ve orijinal logoları yer alsa daha şık görünebilir mi, belki. Ama dördüncü kez yazılı şekilde kullanacakları için, zaten bunu hiç düşünmedikleri aşikar. 

Peki farklı reklam yerine farklı forma giysek nasıl olur Avrupa kupalarında? Bunu da ele alacağız. 
Copyright © 2010-2014 galatasarayformalari.com - Tüm Hakları Saklıdır